
Günlük hayatta kimse bir başkasına zarar vermeyi istemez; ancak dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik veya mevzuata aykırı hareket etme neticesinde öngörülebilir bir yaralanma meydana gelebilmektedir. Ceza hukukunda bu durum taksirle yaralama suçu olarak adlandırılır. Özellikle trafik kazaları, iş kazaları veya tıbbi uygulama hataları (malpraktis) bu suçun en yaygın örnekleridir. İstanbul gibi araç trafiğinin ve iş sahalarının yoğun olduğu bir mega kentte bu tür vakalar adliyenin iş yükünün önemli bir kısmını oluşturur. Anadolu Yakası sınırlarında, özellikle Kadıköy ve çevresinde yaşanan kaza veya ihmaller neticesinde açılan soruşturma ve davalar doğrudan Kartal Adliyesi (İstanbul Anadolu Adliyesi) yetki alanında yürütülmektedir. Taksirle yaralama dosyalarında kusur oranlarının tespiti ve teknik raporların analizi hayati önem taşıdığından uzman bir Kadıköy ceza avukatı ile süreci takip etmek en doğru adımdır.
1-) Taksirle Yaralama Suçu Nedir? (TCK 89)
Taksirle yaralama, bir kimsenin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışı ile kasten olmaksızın bir başkasının vücuduna acı vermesi, sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmasıdır. Buradaki en temel unsur kastın olmaması, yani failin yaralama neticesini istememiş olmasıdır. Ancak fail, dikkatli davransaydı bu sonucun ortaya çıkacağını öngörebilecek durumda olmalıdır.
2-) Taksirle Yaralama Suçunda Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma
3-) Taksirle Yaralama Suçunun Şartları
Bir eylemin bu suç kapsamında değerlendirilebilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
4-) Bilinçli Taksir Nedir ve Cezayı Nasıl Etkiler?
Failin, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranırken neticeyi (yani bir kazanın olabileceğini) öngörmesi ancak şansına, şoförlük yeteneğine veya tecrübesine güvenerek kazanın gerçekleşmeyeceğini düşünmesidir. Örneğin; alkollü araç kullanmak, aşırı hız limitlerini aşarak makas atmak bilinçli taksirdir. Bilinçli taksir halinde faile verilecek ceza yasa gereği üçte birden yarısına kadar artırılır.
5-) Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Taksirle Yaralama (TCK 89/2-3)
Taksirli eylem sonucunda mağdurun vücudunda kalıcı veya ağır bir hasar meydana gelmişse cezai yaptırım ağırlaşır. Bu haller şunlardır:
6-) Birden Fazla Kişinin Yaralanmasına Neden Olma (TCK 89/4)
Failin tek bir taksirli hareketiyle birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermesidir. Örneğin; Kadıköy‘de meydana gelen bir trafik kazasında, aynı araç içindeki veya karşı araçtaki birden fazla yolcunun yaralanması durumunda bu fıkra uygulanır. Bu durumda suç doğrudan şikayete tabi olmaktan çıkar ve resen soruşturulur.
7-) Taksirle Yaralama Suçunun Cezası
7.1-) Basit Taksirle Yaralamanın Cezası
TCK m. 89/1 uyarınca, taksirle bir başkasını yaralayan kişi hakkında mağdurun şikayeti üzerine 3 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmedilir. Mahkeme genellikle bu iki cezadan birini seçenek olarak seçer.
7.2-) Nitelikli / Ağırlaşmış Taksirle Yaralamanın Cezası
8.-) Cezanın Ertelenmesi ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Kadıköy taksirle yaralama suçu davalarında, suçun doğası gereği kasıt bulunmadığından ve cezalar genellikle alt sınıra yakın tayin edildiğinden; sanığın sabıkasız olması ve mağdurun maddi zararını (hastane masrafı, iş göremezlik zararı vb.) karşılaması durumunda mahkemece sıklıkla HAGB veya cezanın ertelenmesi, yahut hapis cezasının tamamen adli para cezasına çevrilmesi kararları verilir.
Önemli Not: Taksirle yaralama dosyalarında, özellikle trafik ve iş kazalarında kusur oranını belirleyen ATK veya kusur uzmanı bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi, savunmanın omurgasını oluşturur. Sürecin uzman bir Kadıköy ceza avukatı gözetiminde, Kartal Adliyesi nezdinde titizlikle takip edilmesi hak kayıplarının önüne geçecektir.

Evet. Trafikte dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak (kırmızı ışık ihlali, arkadan çarpma vb.) birinin yaralanmasına sebep olursanız, TCK 89 kapsamında taksirle yaralama suçundan yargılanırsınız.
Evet. TCK 89/1-2-3 kapsamındaki tek kişinin yaralandığı taksirle yaralama olayları şikayete bağlıdır. Mağdur şikayetçi olmadığını beyan eder veya şikayetinden vazgeçerse ceza dosyası doğrudan düşer.
Alkollü araç kullanmak “Bilinçli Taksir” sayılır. Bu durumda mağdur şikayetçi olmasa dahi dava düşmez (yaralanma ağırsa) ve verilecek ceza yasa gereği üçte birden yarısına kadar artırılır.
Hayır. TCK 89 maddesinin uygulanabilmesi için mutlaka bir insanın fiziksel veya ruhsal olarak yaralanmış olması gerekir. Sadece maddi hasarlı kazalar ceza hukukunun değil, tazminat (hukuk) hukukunun konusudur.
Evet. Taksirle yaralama suçunun tüm halleri (bilinçli taksir dahil) uzlaştırma kapsamındadır. Taraflar uzlaşma bürosunda anlaştığı takdirde dava tamamen kapanır.
Eğer iş yerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmamışsa ve bu konuda işverenin veya iş güvenliği uzmanının ihmali (kusuru) varsa, taksirle yaralamadan ceza davası açılır.
Olayın kaza veya ihmal kaynaklı olduğunu ve yaralanmanın boyutunu (basit mi yoksa kalıcı mı olduğunu) kanıtlamak için hastanelerden alınacak genel adli muayene raporu (adli rapor) şarttır.
Hayır. Taksirle yaralama suçunun oluşması için failin az da olsa “kusurlu” olması gerekir. Bilirkişi raporunda size “Kusursuz” raporu verilirse mahkeme hakkınızda Beraat kararı verir.
Kadıköy sınırları içinde gerçekleşen taksirle yaralama suçlarına ilişkin tüm soruşturmalar ve ceza davaları Kartal Adliyesi (İstanbul Anadolu Adliyesi) Asliye Ceza Mahkemelerinde görülmektedir.
Evet. Taksirle işlenen suçların doğası gereği, hükmedilen kısa veya uzun süreli hapis cezaları, sanığın kişiliği ve olayın özelliklerine göre adli para cezasına seçenek yaptırım olarak çevrilebilmektedir.
Ceza Hukuku davaları son derece dikkat ve özen isteyen davalardır. İlaveten ispat yükü, delillerin değerlendirilmesi ve zamanaşımı sürelerine riayet edilmesi mühimdir. Dolayısıyla sorumluluk sahibi, alanında uzman avukatlar ile çalışmak asiller için isabetli olacaktır.
KÖSEOĞLU HUKUK BÜROSU olarak Ceza Hukuku kapsamında yer alan her nevi davada hukuki hizmet vermekteyiz. Web adresimizde yer alan iletişim yolları ile ofisimize ulaşabilirsiniz.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur. Taraflardan birine baro tarafından avukat tayin edilmesi de söz konusu olabilmektedir. Ancak bu ihtimalin gerçekleşebilmesi için birtakım şartların sağlanması gerekir.
Ceza Hukuku davaları için böylesi bir genelleme yapılamaz. Zira her dava için kendine has bir süreç yürür. Örneğin tek sanıklı ve hafif suç kapsamındaki davalar kısa sürede netice verirken, çok sanıklı ve kapsamlı bir araştırma gerektiren davalar çok daha uzun sürebilmektedir.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur.
Hukuk her ne kadar toplumumuzda sözel bir alan olarak kabul edilse de esasen bir satranç oyunundan farksızdır. Her adımda hesap, matematik, tedbir, strateji ve tecrübe gerektirir. Bu nedenle sıradan bir yurttaşın vekil ile temsil edilmeksizin süreci yürütmesi imkansıza yakındır.
+90 (543) 249 85 82
info@ercankoseoglu.av.tr
Pzt-Cmt 8.00-20.00
Aşağıda yer alan iletişim kanalları aracılığı ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
