
Hukuki ve ticari hayatın güvenli, istikrarlı bir şekilde yürütülmesi, kamusal makamlarca düzenlenen belgelere duyulan güvene bağlıdır. Bir resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgenin değiştirilmesi veya sahte resmi belgenin bilerek kullanılması, Türk Ceza Kanunu kapsamında resmi belgede sahtecilik suçu olarak düzenlenmiştir. İstanbul gibi ticari sirkülasyonun, şirketleşmenin ve bürokratik işlemlerin zirvede olduğu bir finans merkezinde; sahte çek, senet, ehliyet, pasaport, ruhsat veya noter senetleri üzerinden bu suç tipine sıklıkla rastlanmaktadır. Anadolu Yakası genelinde, özellikle ticari ve idari merkezlerin yoğun olduğu Kadıköy ve çevre ilçelerde meydana gelen sahtecilik vakalarının soruşturma ve dava süreçleri doğrudan Kartal Adliyesi (İstanbul Anadolu Adliyesi) bünyesindeki Ağır Ceza Mahkemelerinde yürütülmektedir. Belgedeki aldatma kabiliyetinin (iğfal kabiliyeti) tespiti ve kriminal raporların teknik analizi açısından uzman bir Kadıköy ceza avukatı ile çalışılması hayati bir öneme sahiptir.
1-) Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Nedir? (TCK 204)
Resmi belgede sahtecilik suçu, kamu görevlisi olmayan bir kişinin veya görevini kötüye kullanan bir kamu görevlisinin, toplumu ve resmi makamları aldatacak şekilde resmi belge üzerinde usulsüzlük yapmasıdır. TCK m. 204 uyarınca üç farklı eylem biçimiyle işlenebilir:
2-) Suçun Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma Durumu
3-) Suçun En Kritik Unsuru: “Aldatma Kabiliyeti” (İğfal Kabiliyeti)
Bir belgenin sahte olması, tek başına bu suçun oluşması için yeterli değildir. Belgenin mutlaka aldatma kabiliyetinin (iğfal kabiliyeti) bulunması gerekir.
Kriter: İlk bakışta, sıradan bir insan tarafından kolayca sahte olduğu anlaşılan (Örn: Üzerine elle karalanmış, fotokopi olduğu çok bariz, resmi mühürleri tamamen eksik) bir belge ceza hukuku anlamında “belge” vasfı taşımaz ve suç oluşturmaz. Sahteciliğin, muhatabını aldatabilecek nitelikte nesnel bir özenle yapılmış olması gerekir. Kartal Adliyesi mahkemeleri, bu durumu netleştirmek için belgeyi mutlaka Kriminal Polis Laboratuvarı’na veya Adli Tıp Kurumu’na göndererek grafiksel inceleme raporu aldırır.
4-) Resmi Belge Hükmündeki Ticari Belgeler (TCK 210)
Kanun koyucu, ticari hayatta çok sık kullanılan ve güven ilişkisi doğuran bazı özel belgeleri, ceza miktarı açısından doğrudan resmi belge statüsüne almıştır. TCK m. 210 uyarınca sahtecilik konusu olan belge; Emre muharrer senet (Bono), Çek, Poliçe, Hisse senedi, Tahvil veya Vasiyetname ise, fail doğrudan resmi belgede sahtecilik suçunun cezası ile cezalandırılır. Özellikle Kadıköy esnafı ve şirketleri arasında yaşanan sahte çek-senet uyuşmazlıkları bu fıkra kapsamında ağır ceza mahkemelerinde görülür.
5-) Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Cezası
5.1-) Sivil Kişiler Tarafından İşlenmesi (TCK 204/1)
Resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
5.2-) Kamu Görevlisi Tarafından Görevi Gereği İşlenmesi (TCK 204/2)
Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, değiştiren veya kullanan kamu görevlisi (Örn: Noter katibi, tapu memuru, polis memuru), 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
6-) Cezayı Azaltan Özel Durum: “Bir Hukuki İlişkiye Dayanan Alacak” (TCK 211)
Resmi veya özel belgede sahtecilik suçu, gerçek bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya tahsili amacıyla işlenmişse (Örn: Failin mağdurdan gerçekten alacağı vardır ancak bunu ispat etmek için sahte bir makbuz veya yazı düzenlemiştir), faile verilecek ceza yarısı oranında indirilir.
7-) Sahtecilik Suçunda Etkin Pişmanlık Var mıdır?
Türk Ceza Kanunu’nda resmi belgede sahtecilik suçu için özel bir etkin pişmanlık (ceza indirimi) maddesi düzenlenmemiştir. Failin sonradan pişman olup belgeyi imha etmesi veya gerçeği itiraf etmesi suçu ortadan kaldırmaz. Ancak yargılama aşamasındaki samimi ikrar ve iyi hal, hakimin TCK 62 uyarınca takdiri indirim yapmasını sağlayabilir.
8.-) Ağır Ceza Mahkemesi Süreci ve Kadıköy Ceza Avukatının Önemi
Resmi belgede sahtecilik suçunun alt ve üst sınırları dikkate alındığında, özellikle kamu görevlileri veya ticari nitelikli belgeler (çek, senet) söz konusu olduğunda davalar Kartal Adliyesi Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür. Bu yargılamalarda imza ve yazı incelemeleri davanın omurgasını oluşturur. Sanığın belgedeki imzayı atıp atmadığı, tahrifatın fail tarafından yapılıp yapılmadığı titizlikle savunulmalıdır. Uzman bir Kadıköy ceza avukatı, kriminal laboratuvarlardan gelen uzman raporlarına (grafoloji incelemelerine) bilimsel itirazlar sunarak, belgenin aldatma kabiliyetinin bulunmadığını veya müvekkilinin sahtecilik kastı taşımadığını ispatlayarak beraat kararı alınmasında kritik rol oynar.
Önemli Not: İstanbul Anadolu Yakası genelinde (Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir, Maltepe vb.) düzenlenen veya ticari hayatta kullanılan sahte belgelere (ehliyet, kimlik, çek, senet vb.) ilişkin tüm ağır ceza davaları, adli yetki çevresi yönünden münhasıran Kartal Adliyesi bünyesinde karara bağlanır.

Bu eylem tipik bir “resmi belgeyi değiştirmek ve kullanmak” suçudur. Başkasına ait resmi belge üzerinde tahrifat yaptığınız için TCK 204/1 uyarınca 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanırsınız.
Fatura, kural olarak “Özel Belge” statüsündedir (Cezası 1 ila 3 yıl arasıdır). Ancak çek, bono ve senetler kanun gereği (TCK 210) “Resmi Belge” hükmündedir. Dolayısıyla sahte çek düzenleyen veya kullanan kişi doğrudan resmi belgede sahtecilikten (2 ila 5 yıl arası hapis) yargılanır.
Hayır. Sahtecilik suçlarında “kast” unsuru şarttır. Belgenin sahte olduğunu bilmediğinizi, ticari hayatın normal akışı içinde iyi niyetle kabul ettiğinizi ispatlarsanız suçun manevi unsuru oluşmadığından beraat edersiniz.
Eğer sahte belge ilk bakışta çocuk oyuncağı gibi duruyorsa, yani aldatma kabiliyeti (iğfal kabiliyeti) yoksa suç oluşmaz. Ayrıca sahte belgeyi sadece cüzdanda tutmak değil, “kullanmak” veya “kullanma niyetiyle bulundurmak” aranır. (Not: Sahte para basımı/bulundurulması TCK 197 “Parada Sahtecilik” başlığı altında daha farklı cezalandırılır).
Evet. TCK 211 maddesindeki “Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya tahsili amacıyla sahtecilik” hükmü uyarınca, aranızdaki gerçek alacak ilişkisini mahkemede kanıtlarsanız alacağınız ceza yarı oranında indirilir.
Hayır. Bu suç kamu güvenine karşı işlendiği için şikayete tabi değildir. Zarara uğrayan şahıs şikayetini geri çekse bile dava kamu davası olarak Kartal Adliyesi’nde devam eder.
Mahkeme huzurunda veya yazı fen ehline gönderilmek üzere ayakta, oturarak, sağ ve sol elle çok sayıda imza ve yazı örneğiniz alınır (istiktap tutanağı). Ayrıca geçmişte resmi kurumlara (Nüfus müdürlüğü, bankalar, noterler) verdiğiniz ıslak imzalı belgeler celp edilerek karşılaştırılır.
Suçun alt sınırı 2 yıl hapistir. Eğer mahkeme yargılama neticesinde alt sınırdan ceza tayin eder ve haksız tahrik, iyi hal gibi indirimlerle netice cezayı 1 yıl veya altına indirirse ceza adli para cezasına çevrilebilir. Sabıkasızlık durumunda HAGB kararı verilmesi de mümkündür.
Vakit kaybetmeden şirket merkezinin veya işlemin yapıldığı noterin bağlı olduğu bölge itibariyle Kartal Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığına giderek suç duyurusunda bulunmalı ve ticaret sicil müdürlüğüne durum ihbar edilmelidir.
Hayır. Resmi belgede sahtecilik suçu uzlaştırma kapsamındaki suçlar listesinde yer almaz, tarafların helalleşmesi adli süreci durdurmaz.
Ceza Hukuku davaları son derece dikkat ve özen isteyen davalardır. İlaveten ispat yükü, delillerin değerlendirilmesi ve zamanaşımı sürelerine riayet edilmesi mühimdir. Dolayısıyla sorumluluk sahibi, alanında uzman avukatlar ile çalışmak asiller için isabetli olacaktır.
KÖSEOĞLU HUKUK BÜROSU olarak Ceza Hukuku kapsamında yer alan her nevi davada hukuki hizmet vermekteyiz. Web adresimizde yer alan iletişim yolları ile ofisimize ulaşabilirsiniz.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur. Taraflardan birine baro tarafından avukat tayin edilmesi de söz konusu olabilmektedir. Ancak bu ihtimalin gerçekleşebilmesi için birtakım şartların sağlanması gerekir.
Ceza Hukuku davaları için böylesi bir genelleme yapılamaz. Zira her dava için kendine has bir süreç yürür. Örneğin tek sanıklı ve hafif suç kapsamındaki davalar kısa sürede netice verirken, çok sanıklı ve kapsamlı bir araştırma gerektiren davalar çok daha uzun sürebilmektedir.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur.
Hukuk her ne kadar toplumumuzda sözel bir alan olarak kabul edilse de esasen bir satranç oyunundan farksızdır. Her adımda hesap, matematik, tedbir, strateji ve tecrübe gerektirir. Bu nedenle sıradan bir yurttaşın vekil ile temsil edilmeksizin süreci yürütmesi imkansıza yakındır.
+90 (543) 249 85 82
info@ercankoseoglu.av.tr
Pzt-Cmt 8.00-20.00
Aşağıda yer alan iletişim kanalları aracılığı ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
