
Toplum halinde yaşamanın en temel şartı, bireylerin kendilerini güvende hissetmeleridir. Hiç kimsenin, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından belirsiz sayıda insanı kapsayacak şekilde ortak bir tehlike yaratma hakkı yoktur. Bu doğrultuda; yangın çıkarma, patlama gerçekleştirme, silahsız veya silahla meskun mahalde ateş etme gibi toplumun genelini korku, kaygı ve paniğe sevk eden eylemler Türk Ceza Kanunu kapsamında genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçu olarak düzenlenmiştir.
İstanbul gibi nüfus yoğunluğunun çok yüksek olduğu bir metropolde, yerleşim yerlerinin iç içe geçtiği bölgelerde havaya ateş açılması veya ihmalkarlık yüzünden çıkan yangınlar facia boyutunda sonuçlar doğurabilmektedir. Anadolu Yakası genelinde, özellikle sosyal hayatın, eğlence mekanlarının ve toplu yaşam alanlarının kalbi sayılan Kadıköy (Moda, Caferağa, Bağdat Caddesi vb.) ilçesinde meydana gelen bu tür olayların soruşturma ve dava süreçleri münhasıran Kartal Adliyesi (İstanbul Anadolu Adliyesi) Asliye Ceza Mahkemeleri bünyesinde yürütülmektedir. Eylemin hukuki nitelendirmesi, suçun somut bir tehlike doğurup doğurmadığı ve olası ceza indirimlerinin tespiti için deneyimli bir Kadıköy ceza avukatı ile çalışılması sürecin seyri açısından kritik önem taşır.
1-) Genel Güvenliğin Tehlikeye Sokulması Suçu Nedir? (TCK 170)
TCK m. 170 uyarınca, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak şekilde aşağıdaki eylemlerden birini gerçekleştiren kişi cezalandırılır:
2-) Suçun En Sık Karşılaşılan Hali: Düğünlerde/Kutlamalarda Havaya Ateş Açılması
Adli pratikte Kartal Adliyesi mahkemelerinin önüne gelen dosyaların çok büyük bir kısmı, düğün, asker uğurlaması, maç galibiyeti gibi gerekçelerle ya da alkolün etkisiyle havaya/boşluğa ateş edilmesi eylemlerine dayanır.
Kritik Kural: Silahın kuru sıkı veya gerçek ateşli silah olması suçun oluşumunu engellemez. Önemli olan, eylemin yapıldığı yerin insanların yaşadığı, geçtiği veya toplandığı bir yer (meskun mahal) olması ve toplumda korku yaratmaya elverişli bulunmasıdır. Kuru sıkı silahla dahi olsa sokak ortasında ateş açılması bu suçu oluşturur.
3-) Suçun Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma Durumu
4-) Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması Cezası (TCK 170)
Eylemin kasten işlenmesi halinde, yani failin bilerek ve isteyerek yangın çıkarması, silahla ateş etmesi vb. durumlarda kanunun öngördüğü ceza 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.
5-) Eylemin Taksirle (İhmal/Dikkatsizlik) İşlenmesi Cezası (TCK 171)
Eğer genel güvenliği tehlikeye sokan eylem kasten değil de dikkatsizlik, tedbirsizlik veya meslek-sanatta acemilik yüzünden (taksirle) meydana gelmişse (Örn: Evde unutulan ocak yüzünden yangın çıkması, balkondan düşen bir cismin tehlike yaratması) ceza miktarı düşer. TCK m. 171 uyarınca taksirle genel güvenliği tehlikeye sokmanın cezası 3 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.
6-) Biri Yaralanır veya Ölürse Ne Olur? (Fikri İçtima)
Genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçu saf bir “tehlike” suçudur. Eğer havaya ateş açılması neticesinde bir kişi yaralanır veya ölürse (maganda kurşunu vakaları), fail artık sadece bu suçtan değil, daha ağır cezayı gerektiren “Kasten Yaralama”, “Taksirle Öldürme” veya “Olası Kastla Öldürme” suçlarından yargılanır.

Evet. Balkonunuz meskun mahal sınırları içindedir. Kuru sıkı tabanca da olsa, çevreye vereceği ses ve panik nedeniyle TCK 170/1-c uyarınca 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle Kartal Adliyesi’nde yargılanırsınız. Ayrıca silahınıza el konulur ve idari para cezası da uygulanır.
Eğer ateş ettiğiniz alan yerleşim yerlerine uzak, insanların can ve mal güvenliği açısından hiçbir risk barındırmayan tam anlamıyla boş bir araziyse “meskun mahal” şartı ve “tehlike” unsuru oluşmayacağından bu suç meydana gelmez. Ancak arazinin yakınından karayolu geçiyorsa veya yakınlarda yerleşim varsa suç oluşabilir.
Eyleminiz taksirle (ihmalle) meydana geldiği için TCK 171 kapsamında değerlendirilir. Komşularınızın malı veya canı tehlikeye düştüğü için hakkınızda 3 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası istemiyle dava açılabilir.
Evet. TCK m. 170/1-c maddesi “başkasının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek hayvanları serbest bırakmayı” suç saymıştır. Köpeğiniz kimseyi ısırmasa dahi, bu şekilde başıboş bırakılması genel güvenliği tehlikeye soktuğu için hakkınızda dava açılmasına sebebiyet verir.
Evet. TCK 170 maddesinde düzenlenen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu, Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca Seri Muhakeme Usulüne tabidir. Şüpheli, savcılıkta avukatı eşliğinde bu usulü kabul ederse cezasında yarı oranında (%50) indirim uygulanarak dava mahkemeye gitmeden hızlıca çözülür.
Daha önce sabıkanız yoksa, mahkemedeki tutumunuz olumluysa ve eylem büyük bir zarara yol açmadıysa, verilecek hapis cezası genellikle adli para cezasına çevrilir, ertelenir veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilerek cezaevine girmeniz engellenir.
Halkın toplu bulunduğu veya yerleşim yerlerinin yoğun olduğu bölgelerde, yetkili makamlardan izin almadan ve gerekli güvenlik önlemlerini saptamadan havai fişek patlatarak insanların can/mal güvenliğini tehlikeye düşürmek TCK 170 kapsamında suç teşkil edebilir.
Hayır. Bu suç kişilere karşı değil, kamu güvenliğine karşı işlenen bir suçtur. Şikayetçinin vazgeçmesi Kartal Adliyesi’ndeki davanın düşmesini sağlamaz, kamu davası olarak yargılamaya devam edilir.
Eğer silahın sahibi, silahının meskun mahalde genel güvenliği tehlikeye sokacak şekilde kullanılacağını biliyorsa veya buna göz yumduysa “suça iştirakten” veya şartları varsa idari/cezai olarak ruhsat iptali ve adli soruşturma ile karşı karşıya kalabilir.
Ceza avukatı; olayın meydana geldiği yerin coğrafi yapısını inceleyerek “meskun mahal” olup olmadığını tartışmaya açabilir, silahın teknik özelliklerini (örn: ses tabancası özellikleri), suçun manevi unsurunun (kastın) oluşmadığını teknik savunmalarla mahkemeye sunarak beraat etmenizi veya en az ceza ile kurtulmanızı sağlayabilir.
Ceza Hukuku davaları son derece dikkat ve özen isteyen davalardır. İlaveten ispat yükü, delillerin değerlendirilmesi ve zamanaşımı sürelerine riayet edilmesi mühimdir. Dolayısıyla sorumluluk sahibi, alanında uzman avukatlar ile çalışmak asiller için isabetli olacaktır.
KÖSEOĞLU HUKUK BÜROSU olarak Ceza Hukuku kapsamında yer alan her nevi davada hukuki hizmet vermekteyiz. Web adresimizde yer alan iletişim yolları ile ofisimize ulaşabilirsiniz.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur. Taraflardan birine baro tarafından avukat tayin edilmesi de söz konusu olabilmektedir. Ancak bu ihtimalin gerçekleşebilmesi için birtakım şartların sağlanması gerekir.
Ceza Hukuku davaları için böylesi bir genelleme yapılamaz. Zira her dava için kendine has bir süreç yürür. Örneğin tek sanıklı ve hafif suç kapsamındaki davalar kısa sürede netice verirken, çok sanıklı ve kapsamlı bir araştırma gerektiren davalar çok daha uzun sürebilmektedir.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur.
Hukuk her ne kadar toplumumuzda sözel bir alan olarak kabul edilse de esasen bir satranç oyunundan farksızdır. Her adımda hesap, matematik, tedbir, strateji ve tecrübe gerektirir. Bu nedenle sıradan bir yurttaşın vekil ile temsil edilmeksizin süreci yürütmesi imkansıza yakındır.
+90 (543) 249 85 82
info@ercankoseoglu.av.tr
Pzt-Cmt 8.00-20.00
Aşağıda yer alan iletişim kanalları aracılığı ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
