
Gelişen teknoloji, sosyal medya platformlarının yaygınlaşması ve dijital iletişim ağlarının hayatımızın merkezine yerleşmesi, suç tiplerinin de boyut değiştirmesine neden olmuştur. Bir kimsenin şeref, şöhret veya lekelenmeme hakkını hedef alarak; hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapmaya ya da yapmamaya zorlanması veya kendisine haksız bir menfaat sağlanmasının istenmesi, Türk Ceza Kanunu kapsamında şantaj suçu olarak düzenlenmiştir. İstanbul gibi dijital ve ticari sirkülasyonun en yüksek olduğu bir metropolde, gerek şahıslar arası ilişkilerde (özel hayatın gizliliğini ihlal eden video/fotoğraflar üzerinden) gerekse ticari hayatta şantaj dosyalarına sıklıkla rastlanmaktadır. Anadolu Yakası sınırlarında, özellikle Kadıköy ve çevre ilçelerde işlenen şantaj suçlarının soruşturma ve dava süreçleri adli merci olarak doğrudan Kartal Adliyesi (İstanbul Anadolu Adliyesi) bünyesinde yürütülmektedir. Bu tür hassas süreçlerin, delillerin karartılmadan ve profesyonel adli bilişim incelemeleriyle yürütülmesi adına uzman bir Kadıköy ceza avukatı ile çalışılması hayati bir öneme sahiptir.
1-) Şantaj Suçu Nedir? (TCK 107)
Şantaj suçu, tehdit suçunun özel bir görünüş biçimidir. TCK m. 107 uyarınca iki farklı şekilde işlenebilir:
2-) Şantaj Suçunda Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma
3-) Şantaj Suçunun Şartları
Bir eylemin ceza hukuku anlamında şantaj suçu oluşturabilmesi için şu şartların varlığı aranır:
4-) Dijital Şantaj ve Sosyal Medya Yoluyla Şantaj
Günümüzde şantaj suçlarının büyük bir kısmı WhatsApp, Instagram, Telegram gibi uygulamalar üzerinden işlenmektedir. Genellikle mağdurun rızasıyla veya rızası dışında elde edilen mahrem nitelikteki fotoğraf ve videoların; “Bana şu kadar para göndermezsen bunu ailene/iş yerine gönderirim” ya da “Benimle görüşmezsen bu videoları internete sızdırırım” şeklinde kullanılması tipik şantaj suçudur. Kadıköy bölgesinde siber altyapı üzerinden yürütülen bu tarz soruşturmalarda, IP adreslerinin ve log kayıtlarının tespiti için Kartal Adliyesi siber suçlar soruşturma bürosu çok titiz bir çalışma yürütmektedir.
5-) Şantaj Suçuna Teşebbüs
Şantaj suçu, failin şantaj içerikli mesajı veya talebi mağdura iletmesiyle tamamlanır. Mağdurun korkup istenen parayı veya menfaati faile teslim etmesi suçun tamamlanması için şart değildir; fail parayı alamasa bile suç tamamlanmış sayılır. Ancak fail, şantaj mektubunu yazıp postaya verdikten sonra mektup mağdura ulaşmadan polis tarafından ele geçirilirse eylem teşebbüs aşamasında kalır ve verilecek ceza indirilir.
6-) Şantaj Suçunun Cezası
TCK m. 107 uyarınca, şantaj suçunu işleyen fail hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası uygulanır. Kanun, hapis cezası ile adli para cezasını birlikte (birlikte uygulanmak üzere) öngördüğü için sanık mahkum olduğunda hem hapis hem de para cezası alır. Yargılama makamı adli merci olarak Kartal Adliyesi Asliye Ceza Mahkemeleridir.
7-) Şantaj Suçunun Diğer Suçlarla İlişkisi (Yağma ve Tehdit Farkı)
8.-) Cezanın Ertelenmesi ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)
Kadıköy şantaj suçu davalarında, suçun ceza üst sınırı 3 yıl olduğundan ve basit hallerde verilen netice ceza genellikle 2 yılın altında kaldığından; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan sabıkasının bulunmaması ve mahkemede olumlu kanaat uyandırması halinde HAGB veya cezanın ertelenmesi kararı verilmesi mümkündür. Ancak dijital delillerin (ekran görüntüleri, mesaj dökümleri, ses kayıtları) hukuka uygun yöntemlerle toplanıp mahkemeye sunulması noktasında profesyonel bir Kadıköy ceza avukatı desteği almak davanın kaderini doğrudan tayin eder.
Önemli Not: İstanbul Anadolu Yakası genelinde (özellikle Kadıköy ve çevre ilçelerde) sosyal medya üzerinden, şantaj ve tehdit içeren mesajlarla açılan tüm ceza soruşturmaları ve kovuşturmaları resmi yetki alanı olarak Kartal Adliyesi bünyesinde karara bağlanır.

Evet. Kişinin şeref ve haysiyetine zarar verecek nitelikteki özel fotoğraflarının ifşa edileceği tehdidiyle haksız menfaat (para) talep etmek TCK 107 kapsamında şantaj suçunu oluşturur.
Hayır. Şantaj suçu şikayete bağlı değildir, kamu düzenini ilgilendirir. Mağdur şikayetçi olmasa veya sonradan vazgeçse bile savcılık soruşturmaya, mahkeme ise kamu davasına resen devam eder.
Hayır. Kişinin kanuni ve meşru hak arama özgürlüğünü kullanacağını (hak iddia ettiği bir şeyi) beyan etmesi şantaj veya tehdit suçunu oluşturmaz.
Hayır. TCK 107 maddesinde düzenlenen şantaj suçu uzlaştırma prosedürüne tabi değildir. Taraflar kendi aralarında anlaşsalar dahi adli süreç durmaz.
Evet. Şantaj içerikli mesajın veya tehdidin mağdura ulaşması suçun tamamlanması için yeterlidir. Failin parayı alıp almaması suçun oluşumunu etkilemez, her iki durumda da tam cezadan yargılanır.
Gelen tehdit mesajlarının ekran görüntüleri (screenshot), profil bağlantıları (URL), ses kayıtları, varsa failin banka hesap bilgileri (IBAN) savcılığa delil olarak sunulmalıdır. Ekran görüntülerinde tarih ve saatin net görünmesi önemlidir.
Tehdit suçunda genel olarak cana, mala veya vücut bütünlüğüne saldırı gerçekleştirileceği söylenir (“Seni vururum”, “Evini yakarım”). Şantajda ise mağdurun şeref, haysiyet ve iffetine zarar verecek saklı bir bilginin, videonun veya iddianın ifşa edileceği söylenerek menfaat temin edilmeye çalışılır.
Şantaj suçu şikayete tabi olmadığı için 6 aylık hak düşürücü süre burada geçerli değildir. Suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıllık dava zamanaşımı süresi içinde her zaman suç duyurusunda bulunulabilir.
Kadıköy sınırları içinde ikamet eden veya suça maruz kalan kişilerin açacağı şantaj davaları, adli merci olarak Kartal Adliyesi (İstanbul Anadolu Adliyesi) Asliye Ceza Mahkemelerinde görülmektedir.
Şantaj suçunun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır (iki ceza birlikte verilir). Hükmedilen hapis cezası 1 yıl veya daha az süreli olursa yasal şartlar dahilinde adli para cezasına çevrilebilir; ayrıca sabıkasızlık durumunda HAGB veya erteleme kararı verilmesi de mümkündür.
Ceza Hukuku davaları son derece dikkat ve özen isteyen davalardır. İlaveten ispat yükü, delillerin değerlendirilmesi ve zamanaşımı sürelerine riayet edilmesi mühimdir. Dolayısıyla sorumluluk sahibi, alanında uzman avukatlar ile çalışmak asiller için isabetli olacaktır.
KÖSEOĞLU HUKUK BÜROSU olarak Ceza Hukuku kapsamında yer alan her nevi davada hukuki hizmet vermekteyiz. Web adresimizde yer alan iletişim yolları ile ofisimize ulaşabilirsiniz.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur. Taraflardan birine baro tarafından avukat tayin edilmesi de söz konusu olabilmektedir. Ancak bu ihtimalin gerçekleşebilmesi için birtakım şartların sağlanması gerekir.
Ceza Hukuku davaları için böylesi bir genelleme yapılamaz. Zira her dava için kendine has bir süreç yürür. Örneğin tek sanıklı ve hafif suç kapsamındaki davalar kısa sürede netice verirken, çok sanıklı ve kapsamlı bir araştırma gerektiren davalar çok daha uzun sürebilmektedir.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur.
Hukuk her ne kadar toplumumuzda sözel bir alan olarak kabul edilse de esasen bir satranç oyunundan farksızdır. Her adımda hesap, matematik, tedbir, strateji ve tecrübe gerektirir. Bu nedenle sıradan bir yurttaşın vekil ile temsil edilmeksizin süreci yürütmesi imkansıza yakındır.
+90 (543) 249 85 82
info@ercankoseoglu.av.tr
Pzt-Cmt 8.00-20.00
Aşağıda yer alan iletişim kanalları aracılığı ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
