
Adalet sisteminin kusursuz işlemesi ve masumiyet karinesinin korunması, yargı makamlarına yapılan bildirimlerin doğruluğuna bağlıdır. Bir kimsenin, işlemediğini bildiği halde bir başkasına yetkili makamlar önünde suç isnat etmesi veya sahte delil uydurarak hakkında soruşturma açılmasını sağlamaya çalışması, Türk Ceza Kanunu kapsamında iftira suçu olarak düzenlenmiştir. Bu suç tipi hem adalet mekanizmasını boş yere meşgul ederek kamuyu zarara uğratır hem de lekelenmeme hakkı bulunan masum bireylerin özgürlüğünü ve şerefini tehdit eder.
İstanbul gibi nüfusun ve insan ilişkilerinden doğan husumetlerin, boşanma davalarının, ticari rekabetlerin zirvede olduğu bir metropolde; intikam almak, borçtan kurtulmak veya boşanma davasında avantaj elde etmek amacıyla uydurma suç duyurularına sıklıkla rastlanmaktadır. Anadolu Yakası genelinde, özellikle iş ve sosyal yaşamın merkezi olan Kadıköy ilçesinde şikayet hakkının kötüye kullanılmasıyla açılan iftira davaları, doğrudan Kartal Adliyesi (İstanbul Anadolu Adliyesi) Asliye Ceza Mahkemelerinde görülmektedir. İsnadın somutluğu, failin “maddi gerçeği bilmesine rağmen” kasıtlı hareket edip etmediği ve ihbarın hukuki niteliği gibi hayati detayların analizi için uzman bir Kadıköy ceza avukatı ile çalışılması son derece önemlidir.
1-) İftira Suçu Nedir? (TCK 267)
TCK m. 267 uyarınca; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kişiye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi cezalandırılır.
Suçun oluşabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
2-) Sahte Delil Uydurarak İftira Etmek (TCK 267/2)
İftira suçunun daha ağır cezayı gerektiren bu nitelikli halinde, fail sadece sözlü veya yazılı olarak yalan söylemekle kalmaz; masum kişinin suçlu görünmesi için maddi delil uydurur.
Örnek: Husumetli olduğu kişinin arabasının bagajına gizlice uyuşturucu madde koyup ardından polise ihbar eden kişi, iftira suçunun nitelikli halini işlemiş olur. Kartal Adliyesi mahkemeleri bu tür vakalarda delillerin parmak izi, kamera kaydı ve baz istasyonu (HTS) kayıtları üzerinden nasıl organize edildiğini titizlikle inceler.
3-) Suçun Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma Durumu
4-) İftira Suçunun Cezası
4.1-) Temel Suçun Cezası (TCK 267/1)
Masum bir kimseye iftira atan kişi, 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
4.2-) Nitelikli Hallerin Cezası
5-) İftira Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK 269)
Kanun, iftiraya uğrayan kişinin daha fazla zarar görmesini engellemek adına faile pişmanlık fırsatı tanımıştır. İftira atan kişi, gerçeği itiraf ettiği aşamaya göre ceza indiriminden veya cezasızlıktan yararlanabilir:
6-) Asliye Ceza Mahkemesi Süreci ve Kadıköy Ceza Avukatının Önemi
İftira suçunun yargılaması Asliye Ceza Mahkemelerinde yürütülür. Davalarda savunma ve iddia stratejisi ince bir çizgi üzerindedir. Kişinin sadece “delil yetersizliğinden beraat etmesi” ona iftira atıldığı anlamına gelmez. Uzman bir Kadıköy ceza avukatı, şikayetçi olan tarafın kötü niyetini, aradaki husumeti, beyanların çelişkilerini ortaya koyarak haksız iftiraya uğrayan müvekkilinin beraat etmesini sağlar; ya da iftira iddiasıyla yargılanan müvekkilinin amacının sadece “anayasal şikayet hakkını kullanmak” olduğunu ispatlayarak beraat yolu açar.
Önemli Not: Kadıköy, Ataşehir, Üsküdar gibi ilçelerde polise veya savcılığa yapılan asılsız ihbarlardan doğan tüm TCK 267 iftira davaları yetki çevresi yönünden münhasıran Kartal Adliyesi adli makamlarınca karara bağlanır.

Hayır. Sadece yanılgıya düşmek veya şüphe üzerine şikayet hakkını kullanmak iftira suçunu oluşturmaz. Suçun oluşması için şikayet ettiğiniz kişinin hırsızlık yapmadığını kesin olarak biliyor olmanız ve ona komplo kurma amacıyla hareket etmeniz gerekir. Kasıt kanıtlanamazsa ceza almazsınız.
Eğer eşinizin iddiasının tamamen asılsız olduğu, o tarihte orada bile olmadığınızı gösteren somut delillerle (kamera, HTS kaydı vb.) kanıtlanır ve ceza soruşturmasında takipsizlik/beraat kararı çıkarsa, eşiniz hakkında Kartal Adliyesi’nde iftira suçundan suç duyurusunda bulunabilirsiniz.
TCK 269 uyarınca, iftira attığınız kişi hakkında henüz hiçbir adli soruşturma işlemi başlamadan önce kendiliğinden gidip gerçeği söylerseniz etkin pişmanlık hükümleri gereği hiçbir ceza almazsınız.
Suçun temel halinin cezası 1 yıldan başladığı için, mahkemenin takdiri indirimleri neticesinde ceza 1 yılın altına düşerse adli para cezasına çevrilebilir. Sabıkasız kişilerde cezanın ertelenmesi veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilmesi mümkündür.
Hayır. İftira suçunun oluşabilmesi için isnat edilen kişinin kim olduğunun açıkça belirtilmesi veya makul bir araştırma ile kimliğinin anlaşılabilir (belirlenebilir) olması gerekir. Ortaya söylenen genel ithamlar bu suçu oluşturmaz ancak şartları varsa “Suç Uydurma” suçunu oluşturabilir.
Evet. TCK m. 267/3 uyarınca, iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınması veya tutuklanması halinde, iftira edene verilecek ceza ayrıca yarı oranında artırılır.
Kesinlikle. Ceza davasının yanı sıra, uğradığınız itibar kaybı, ruhsal çöküntü ve avukatlık masrafları için iftira atan kişiye karşı Asliye Hukuk Mahkemesinde çok yüksek miktarlı maddi ve manevi tazminat davası açma hakkınız mevcuttur.
Eğer bu paylaşım yetkili makamları (savcılık/polis) harekete geçirmek amacıyla veya basın yoluyla doğrudan ihbar niteliğinde yapılmışsa iftira suçu oluşabilir. Ancak genel olarak sosyal medyada birine asılsız suç isnat etmek öncelikle TCK 125 kapsamında “Hakaret” ve “Haberleşmenin/Özel Hayatın Gizliliğini İhlal” suçlarını oluşturur.
Hayır. İftira suçu adalet mekanizmasına karşı işlenen katalog dışı bir suç olduğu için ne uzlaşmaya ne de seri muhakeme usulüne tabidir. Yargılama genel hükümlere göre Asliye Ceza Mahkemesinde yapılır.
Ceza avukatı, ilk şikayeti yaptığınız andaki bilgi ve belgelerinizi inceler; amacınızın birine komplo kurmak değil, anayasal “ihbar ve hak arama hürriyeti” sınırları içinde kaldığını Yargıtay kararları ışığında savunarak davanın beraatle sonuçlanmasını sağlar.
Ceza Hukuku davaları son derece dikkat ve özen isteyen davalardır. İlaveten ispat yükü, delillerin değerlendirilmesi ve zamanaşımı sürelerine riayet edilmesi mühimdir. Dolayısıyla sorumluluk sahibi, alanında uzman avukatlar ile çalışmak asiller için isabetli olacaktır.
KÖSEOĞLU HUKUK BÜROSU olarak Ceza Hukuku kapsamında yer alan her nevi davada hukuki hizmet vermekteyiz. Web adresimizde yer alan iletişim yolları ile ofisimize ulaşabilirsiniz.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur. Taraflardan birine baro tarafından avukat tayin edilmesi de söz konusu olabilmektedir. Ancak bu ihtimalin gerçekleşebilmesi için birtakım şartların sağlanması gerekir.
Ceza Hukuku davaları için böylesi bir genelleme yapılamaz. Zira her dava için kendine has bir süreç yürür. Örneğin tek sanıklı ve hafif suç kapsamındaki davalar kısa sürede netice verirken, çok sanıklı ve kapsamlı bir araştırma gerektiren davalar çok daha uzun sürebilmektedir.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur.
Hukuk her ne kadar toplumumuzda sözel bir alan olarak kabul edilse de esasen bir satranç oyunundan farksızdır. Her adımda hesap, matematik, tedbir, strateji ve tecrübe gerektirir. Bu nedenle sıradan bir yurttaşın vekil ile temsil edilmeksizin süreci yürütmesi imkansıza yakındır.
+90 (543) 249 85 82
info@ercankoseoglu.av.tr
Pzt-Cmt 8.00-20.00
Aşağıda yer alan iletişim kanalları aracılığı ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
