
Çocuklar, bedensel ve ruhsal gelişimlerini henüz tamamlamamış, kendilerini koruma yetenekleri yetişkinlere kıyasla kısıtlı olan, toplumun ve hukukun en öncelikli koruması altındaki bireylerdir. Uluslararası sözleşmeler (özellikle Lanzarote Sözleşmesi) ve Anayasa ile güvence altına alınan “çocuğun üstün yararı” ilkesi gereğince, çocuklara yönelik her türlü cinsel davranış Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde çocukların cinsel istismarı suçu olarak düzenlenmiş ve çok ağır yaptırımlara bağlanmıştır. Bu suç tipi, mağdurun geleceğinde tamiri imkansız ruhsal yaralar açan, ceza yargılamasında somut delillerin yanı sıra pedagog raporları, Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) beyanları ve uzman mütalaalarının titizlikle incelenmesini gerektiren son derece hassas bir alandır.
İstanbul gibi yoğun nüfus yapısına ve karmaşık sosyo-kültürel dinamiklere sahip bir metropolde, çocuklara yönelik cinsel istismar iddiaları adli birimler ve kolluk kuvvetleri (Çocuk Şube Müdürlükleri) tarafından en üst düzey alarm seviyesinde soruşturulur. Anadolu Yakası’nın kültürel ve sosyal merkezlerinden biri olan Kadıköy ilçe sınırlarında (okullar, parklar, kurslar, dijital mecralar veya aile içi ortamlarda) meydana geldiği iddia edilen istismar vakaları, adli tıp süreçleri ve pedagog eşliğindeki çocuk beyanları ile çok sıkı denetlenir. Kadıköy’de gerçekleşen çocukların cinsel istismarı suçlarına ilişkin davalar, yetki çevresi bakımından doğrudan Kartal Adliyesi (İstanbul Anadolu Adliyesi) Ağır Ceza Mahkemelerinde görülmektedir. Lekelenmeme hakkı, asılsız/yönlendirilmiş beyanların tespiti veya mağdur çocuğun haklarının en üst düzeyde korunması için süreçlerin uzman bir Kadıköy ceza avukatı rehberliğinde yürütülmesi stratejik öneme sahiptir.
1-) Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Nedir? (TCK 103)
Ceza kanunumuza göre, çocuklara yönelik cinsel hakaret ve sarkıntılık düzeyini aşan, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik her türlü fiziksel temas veya davranış cinsel istismar suçunu oluşturur. Kanun, çocukları yaş gruplarına göre iki kademede korur:
2-) Suçun Seçimlik ve Nitelikli Halleri
Suçun işleniş biçimi ve temasın derecesine göre kanun kademeli cezalar öngörür:
3-) Suçun Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma Durumu
4-) Çocukların Cinsel İstismarı Suçunun Cezası (TCK 103)
|
Eylemin Niteliği |
Temel Ceza Süresi |
|
Cinsel İstismar (Temel Hali) |
8 yıldan 15 yıla kadar hapis |
|
Sarkıntılık Düzeyinde Kalması |
3 yıldan 8 yıla kadar hapis |
|
Vücuda Organ veya Cisim Sokulması |
16 yıldan aşağı olmamak üzere hapis |
4.1-) Cezayı Artıran Nitelikli Durumlar (TCK 103/3)
Suçun; birden fazla kişiyle birlikte (toplu halde), insanların toplu yaşama zorunluluğunda bulunan yerlerde (yurt, okul), üçüncü derece dahil kan bağı olan akrabalar (baba, amca, dayı vb.), vasisi, öğretmeni, bakıcısı veya koruyucu aile ilişkisi içinde olan kişiler tarafından işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır.
5-) Yargılamada ÇİM (Çocuk İzlem Merkezi) ve Pedagog Beyanlarının Önemi
Çocukların cinsel istismarı davalarında en kritik delil, çoğu zaman mağdur çocuğun kendi beyanıdır. Çocukların ikincil bir travma yaşamaması için ifadeleri karakolda veya adliyede duruşma salonunda değil, hastane bünyesindeki Çocuk İzlem Merkezlerinde (ÇİM), aynalı odalarda, yalnızca uzman bir pedagog/psikolog eşliğinde ve görüntülü/sesli kayıt (SEGBİS) altına alınarak tek bir seferde alınır. Kartal Adliyesi mahkemeleri, bu pedagog raporlarında çocuğun beyanlarının hayal ürünü olup olmadığını, kurgu veya aile yönlendirmesi taşıyıp taşımadığını titizlikle inceler.
6-) Kadıköy Ceza Avukatının ve Savunmanın Stratejik Rolü
Cinsel istismar iddiaları, toplumda en hızlı infial yaratan ve sanık açısından ciddi bir toplumsal damgalanma riski barındıran dosyalardır. Bu davalarda bazen boşanma aşamasındaki eşlerin birbirine iftirası, husumetli ailelerin çocukları yönlendirmesi veya çocukların hayal dünyasından kaynaklanan hatalı suçlamalar da (lekelenmeme hakkı ihlalleri) karşımıza çıkabilmektedir.
Uzman bir Kadıköy ceza avukatı; ÇİM kayıtlarını milimetrik olarak inceler, sorularda yönlendirme olup olmadığını denetler, çelişkili beyanları ve hts kayıtlarını ortaya koyar. Hakkaniyetli bir yargılama yapılması, iftiraya uğrayan sanığın beraat etmesi veya suça maruz kalan çocuğun haklarının sonuna kadar savunularak sanığın en ağır cezayı alması için adli süreçte hayati bir köprü kurar.

Evet. 15 yaşından küçük çocukların rızası hukuken geçersiz kabul edildiği için, karşı tarafın yaşı ne olursa olsun (reşit olmasa bile) 15 yaşından küçük bir çocuğa yönelik cinsel davranış sarkıntılık düzeyinde çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturur.
Bu tür velayet savaşlarında maalesef asılsız iddialara rastlanabilmektedir. ÇİM bünyesindeki pedagoglar çocuğun ifadesini alırken “kurgu ve yönlendirme tespiti” yapar. Uzman bir avukat yardımıyla, boşanma dava dosyası, aile içi mesajlaşmalar ve çocuğun beyanlarındaki pedagojik çelişkiler ortaya konularak iftira açığa çıkarılabilir.
TCK 103 kapsamındaki cinsel istismar suçu, CMK 100 uyarınca mutlak katalog suçlar arasındadır. Kuvvetli suç şüphesinin varlığı halinde hakimler kural olarak yargılama sonuna kadar sanığın tutuklu yargılanmasına karar verir. Sadece somut delillerin sanık lehine tamamen değişmesi veya iftiranın netleşmesi durumunda tahliye kararı verilebilir.
Hayır. Çocukların cinsel istismarı suçu şikayete bağlı değildir. Kamu adına savcılık soruşturmayı yürütür. Ailenin şikayetçi olmaması veya şikayetten vazgeçmesi Kartal Adliyesi’nde açılan kamu davasını sonlandırmaz.
Çünkü TCK 103/3 maddesine göre suçun; insanların toplu yaşamak veya bir arada bulunmak zorunda olduğu okul, yurt, pansiyon gibi yerlerde veya eğitici, öğretici, bakıcı gibi nüfuz sahibi kişiler tarafından işlenmesi cezayı yarı oranında artıran nitelikli bir haldir.
Hayır. Bu suç tipinde öngörülen cezaların alt sınırları (en hafif sarkıntılık hali dahi 3 yıldan başlar) çok yüksektir. Yasalarımıza göre adli para cezasına çevrilme ve HAGB sınırları 2 yıl ve altındaki cezalar için geçerli olduğundan, bu suçta para cezası veya erteleme kararı verilemez.
Fiziksel temas içermeyen ancak dijital mecralardan çocuğa yönelik yapılan cinsel içerikli yazışmalar, fotoğraf istemeler veya sarkıntılık boyutuna varmayan sözler TCK 105 kapsamında “Çocuğuna Karşı Cinsel Taciz” suçunu oluşturur. Ancak çocuğu webcam karşısında soyunmaya zorlamak gibi eylemler cinsel istismara teşebbüs veya istismar olarak değerlendirilebilir.
Eski kanunda yer alan “ruh sağlığının bozulması halinde ceza artırılır” ibaresi kaldırılmıştır; çünkü her istismar vakası zaten doğası gereği çocuğun ruh sağlığını bozmaktadır. Ancak istismar eylemi sonucunda çocukta bitkisel hayat, ağır bedensel veya zihinsel bir kalıcı hasar ya da ölüm meydana gelirse, doğrudan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedilir.
15 yaşından küçük çocukların kendi aralarındaki bazı oyunlar veya şakalaşmalar ceza hukuku anlamında “kastın olmaması” veya “çocukların yaş küçüklüğü (ceza ehliyetsizliği)” nedeniyle ceza davasına dönüşmeyebilir. Ancak eylemin boyutuna göre çocuk mahkemelerinde güvenlik tedbirlerine hükmedilebilir.
Cinsel istismar davaları, şüphe duyulan her durumun sanık aleyhine yorumlanabildiği, ön yargıların yüksek olduğu dosyalardır. Ceza hukukunun en temel ilkesi olan “şüpheden sanık yararlanır” prensibinin, çocuk beyanlarındaki çelişkilerin, adli tıp raporlarının ve ÇİM uzman raporlarının teknik olarak masaya yatırılması ancak uzman bir avukatın titiz çalışması ile mümkündür. Avukat, adaletin her iki taraf için de doğru tecelli etmesini sağlar.
Ceza Hukuku davaları son derece dikkat ve özen isteyen davalardır. İlaveten ispat yükü, delillerin değerlendirilmesi ve zamanaşımı sürelerine riayet edilmesi mühimdir. Dolayısıyla sorumluluk sahibi, alanında uzman avukatlar ile çalışmak asiller için isabetli olacaktır.
KÖSEOĞLU HUKUK BÜROSU olarak Ceza Hukuku kapsamında yer alan her nevi davada hukuki hizmet vermekteyiz. Web adresimizde yer alan iletişim yolları ile ofisimize ulaşabilirsiniz.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur. Taraflardan birine baro tarafından avukat tayin edilmesi de söz konusu olabilmektedir. Ancak bu ihtimalin gerçekleşebilmesi için birtakım şartların sağlanması gerekir.
Ceza Hukuku davaları için böylesi bir genelleme yapılamaz. Zira her dava için kendine has bir süreç yürür. Örneğin tek sanıklı ve hafif suç kapsamındaki davalar kısa sürede netice verirken, çok sanıklı ve kapsamlı bir araştırma gerektiren davalar çok daha uzun sürebilmektedir.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur.
Hukuk her ne kadar toplumumuzda sözel bir alan olarak kabul edilse de esasen bir satranç oyunundan farksızdır. Her adımda hesap, matematik, tedbir, strateji ve tecrübe gerektirir. Bu nedenle sıradan bir yurttaşın vekil ile temsil edilmeksizin süreci yürütmesi imkansıza yakındır.
+90 (543) 249 85 82
info@ercankoseoglu.av.tr
Pzt-Cmt 8.00-20.00
Aşağıda yer alan iletişim kanalları aracılığı ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
