
Toplumun temel değerleri, dini inançlar, etnik köken, sosyal sınıf farklılıkları veya yaşam tarzları üzerinden halkın bir kesimini diğer bir kesimine karşı kışkırtmak veya aşağılamak, Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinde Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama Suçu olarak düzenlenmiştir. Bu suç tipi, ifade özgürlüğünün sınırlarını çizen ve “nefret söylemi” ile “kamu barışı” arasındaki hassas dengeyi korumayı amaçlayan bir düzenlemedir.
İstanbul’un sosyal çeşitliliğinin, kültürel zenginliğinin ve yoğun fikir trafiğinin merkezlerinden biri olan Kadıköy ilçe sınırlarında; sosyal medya paylaşımları, toplumsal olaylara yönelik beyanlar veya halka açık ortamlarda dile getirilen kışkırtıcı ifadeler nedeniyle bu suç kapsamında soruşturmalar açılmaktadır. Kadıköy’de gerçekleşen veya Kadıköy sakinlerini etkileyen bu tür olaylara ilişkin tüm soruşturma ve kovuşturma süreçleri, yetki çevresi yönünden doğrudan Kartal Adliyesi (İstanbul Anadolu Adliyesi) Asliye Ceza Mahkemelerinde yürütülmektedir. Siyasi veya sosyal içerikli paylaşımların “eleştiri sınırları içinde mi” yoksa “tahrik edici mi” olduğunun ayrımı, hukuk tekniği açısından uzmanlık gerektirdiğinden, deneyimli bir Kadıköy ceza avukatı ile savunma hazırlamak, masumiyetin veya ifade özgürlüğünün korunması adına hayati bir öneme sahiptir.
1-) Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçu Nedir? (TCK 216)
TCK m. 216 uyarınca suç, üç farklı seçimlik hareketle oluşur:
2-) İfade Özgürlüğü vs. Suç Sınırı
Bu suç tipinde en önemli konu “eleştiri” ile “tahrik” arasındaki çizgidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtay içtihatlarına göre; sert, incitici, şok edici eleştiriler dahi ifade özgürlüğü kapsamında kalabilir. Ancak, ifadenin “kamu barışını bozmaya elverişli bir somut tehlike” yaratması ve şiddeti körüklemesi durumunda suç oluşur.
3-) Suçun Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma Durumu
4-) Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçunun Cezası (TCK 216)
Kanun, suçun tehlike boyutuna göre hapis cezaları öngörmüştür:
|
Eylemin Niteliği |
Ceza Miktarı |
|
Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik (TCK 216/1) |
1 yıldan 3 yıla kadar hapis |
|
Halkın Bir Kesimini Aşağılama (TCK 216/2) |
6 aydan 1 yıla kadar hapis |
|
Dini Değerleri Aşağılama (TCK 216/3) |
6 aydan 1 yıla kadar hapis |
4.1-) Cezayı Artıran Durum
Eğer bu suçlar basın ve yayın yoluyla (sosyal medya, televizyon, gazete, haber siteleri vb.) işlenirse, verilen ceza yarı oranında artırılır. Günümüzde dijital çağda bu suçun neredeyse tüm örnekleri sosyal medya üzerinden işlendiği için ceza artırımı uygulanmaktadır.
5-) Siyasi Eleştiri mi, Suç mu?
Siyasi eleştiri ile nefret söylemi arasındaki farkı belirlemek için “şiddete çağrı”, “ayrımcılığı körükleme” ve “sosyal gruplar arasında husumet yaratma potansiyeli” kriterlerine bakılır. Hakaret ile TCK 216 birbirine yakın olsa da TCK 216 suçunda mağdur “belirli bir kişi” değil, “halkın bir kesimi”dir.
6-) Kadıköy Ceza Avukatının Savunmadaki Rolü
Bu suç, genellikle siyasi atmosferin gergin olduğu dönemlerde, sosyal medyadaki fevri paylaşımlar sonucu açılan davalarda sık görülür. Uzman bir Kadıköy ceza avukatı;

Her siyasi yorum suç değildir. Ancak yorumunuzun halkı sınıflara/mezheplere göre ayrıştırıp, bir kesime karşı nefret oluşturma amacı taşıyıp taşımadığı önemlidir.
İfadenin birden fazla kişinin duyabileceği, görebileceği veya ulaşabileceği (sosyal medya, kalabalık ortam) yerde söylenmesidir.
Evet, eğer yorumunuz tahrik edici veya aşağılayıcı ise, ana paylaşımı yapan kişi kadar siz de ceza alabilirsiniz.
Dini değerleri “eleştirmek” ayrı, “aşağılamak” ayrıdır. İncitici olsa dahi eleştiri, bir dini değere saldırı niteliğinde olmadığı sürece ifade özgürlüğüdür.
Eğer paylaşımlarınızda “kamu barışını bozmaya elverişli somut tehlike” veya “şiddete çağrı” unsurları yoksa beraat şansınız çok yüksektir.
Halkın çoğunluğu değil, belirli bir özellik (din, etnik kimlik, bölge, siyasi görüş) ile tanımlanabilen herhangi bir topluluktur.
Genel olarak ifade suçlarında tutuklama nadirdir, ancak halkı ciddi bir iç çatışmaya veya şiddete sevk edecek boyuttaysa uygulanabilir.
Yarı oranında; örneğin 1 yıl hapis cezası, basın/sosyal medya yoluyla işlendiği için 1,5 yıla çıkar.
Evet, ceza süresine göre şartlar oluşursa HAGB veya erteleme uygulanabilir.
Paylaşımlarınızın bağlamını, niyetini ve yarattığı etkiyi mahkemeye açıklayarak, suçun unsurlarının oluşmadığını teknik savunmalarla kanıtlar.
Ceza Hukuku davaları son derece dikkat ve özen isteyen davalardır. İlaveten ispat yükü, delillerin değerlendirilmesi ve zamanaşımı sürelerine riayet edilmesi mühimdir. Dolayısıyla sorumluluk sahibi, alanında uzman avukatlar ile çalışmak asiller için isabetli olacaktır.
KÖSEOĞLU HUKUK BÜROSU olarak Ceza Hukuku kapsamında yer alan her nevi davada hukuki hizmet vermekteyiz. Web adresimizde yer alan iletişim yolları ile ofisimize ulaşabilirsiniz.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur. Taraflardan birine baro tarafından avukat tayin edilmesi de söz konusu olabilmektedir. Ancak bu ihtimalin gerçekleşebilmesi için birtakım şartların sağlanması gerekir.
Ceza Hukuku davaları için böylesi bir genelleme yapılamaz. Zira her dava için kendine has bir süreç yürür. Örneğin tek sanıklı ve hafif suç kapsamındaki davalar kısa sürede netice verirken, çok sanıklı ve kapsamlı bir araştırma gerektiren davalar çok daha uzun sürebilmektedir.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur.
Hukuk her ne kadar toplumumuzda sözel bir alan olarak kabul edilse de esasen bir satranç oyunundan farksızdır. Her adımda hesap, matematik, tedbir, strateji ve tecrübe gerektirir. Bu nedenle sıradan bir yurttaşın vekil ile temsil edilmeksizin süreci yürütmesi imkansıza yakındır.
+90 (543) 249 85 82
info@ercankoseoglu.av.tr
Pzt-Cmt 8.00-20.00
Aşağıda yer alan iletişim kanalları aracılığı ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
