
Devlet mekanizmasının işleyişi, kamu hizmetlerinin kesintisiz sürmesi ve toplumsal düzenin korunması, kamu görevlilerinin yasal yetkilerini güvenle kullanabilmelerine bağlıdır. Görevini yasal usullere uygun olarak yürüten bir kamu görevlisine (polis, bekçi, zabıta, icra memuru, hakim veya hekim) karşı, yürüttüğü bu görevi engellemek amacıyla cebir (şiddet) veya tehdit kullanılması, Türk Ceza Kanunu kapsamında görevi yaptırmamak için direnme suçu olarak müstakil bir suç tipi olarak düzenlenmiştir.
İstanbul gibi nüfus yoğunluğunun ve stres faktörünün yüksek olduğu bir mega kentte; trafik çevirmeleri, kimlik kontrolleri, iş yeri mühürlemeleri, icra takipleri veya hastane acil servislerindeki gerginlikler esnasında bu suç tipine sıklıkla rastlanmaktadır. Anadolu Yakası genelinde, özellikle gece hayatının, toplu taşıma aktarma merkezlerinin ve ticari hareketliliğin kalbi sayılan Kadıköy ilçesinde (Moda, Rıhtım, Bağdat Caddesi) kolluk görevlileriyle yaşanan sürtüşmeler neticesinde açılan davalar, doğrudan Kartal Adliyesi (İstanbul Anadolu Adliyesi) Asliye Ceza Mahkemelerinde görülmektedir. Kamu görevlisinin yaptığı işlemin hukuka uygun olup olmadığı, eylemin “direnme” boyutuna ulaşıp ulaşmadığı ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilirliği gibi teknik detayların analizi için uzman bir Kadıköy ceza avukatı ile çalışılması son derece önemlidir.
1-) Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu Nedir? (TCK 265)
TCK m. 265 uyarınca; kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi cezalandırılır.
Bu suçun oluşabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
2-) Suçun En Kritik İstisnası: Kamu Görevlisinin Görevinin “Hukuka Aykırı” Olması
Yargıtay yerleşik içtihatlarında çok net bir çizgi çekmiştir: Bir vatandaşın görevi yaptırmamak için direnme suçundan cezalandırılabilmesi için, kamu görevlisinin yaptığı işlemin tamamen hukuka uygun olması gerekir.
Örnek: Polisin hiçbir yasal dayanak, makul şüphe veya karar olmaksızın, tamamen keyfi ve hukuka aykırı şekilde bir vatandaşın evine zorla girmeye çalışması durumunda; vatandaşın evi korumak amacıyla polisi engellemesi (orantılı güç kullanarak itmesi vb.) TCK 265 suçunu oluşturmaz. Çünkü hukuka aykırı bir göreve karşı direnme suç teşkil etmez.
3-) Suçun Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma Durumu
4-) Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunun Cezası
4.1-) Temel Suçun Cezası (TCK 265/1)
Kamu görevlisine karşı yasal görevini engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
4.2-) Suçun Nitelikli Halleri (Cezayı Artıran Durumlar)
5-) “Hakaret” ve “Kasten Yaralama” Suçları ile İlişkisi (Gerçek İçtima)
Memura mukavemet olaylarında fail genellikle sadece direnmekle kalmaz, memura küfür eder veya memuru yaralar. Bu gibi durumlarda fikri içtima uygulanmaz; yani fail tek bir ceza ile kurtulamaz. Kartal Adliyesi mahkemeleri faili;
6-) Asliye Ceza Mahkemesi Süreci ve Kadıköy Ceza Avukatının Rolü
Bu suçun yargılaması Asliye Ceza Mahkemelerinde yürütülür. Kolluk tarafından tutulan tutanaklar (Olay ve Yakalama Tutanağı) aksi kanıtlanana kadar mahkeme gözünde çok güçlü delillerdir. Kadıköy ceza avukatı, savunma sürecinde çevre kamera kayıtlarını (MOBESE, iş yeri kameraları), polislerin yaka kameralarını ve tarafsız tanık beyanlarını dosyaya kazandırarak tutanaktaki abartılı veya gerçeğe aykırı iddiaları çürütmeyi hedefler. Ayrıca memurun vatandaşa karşı haksız bir davranışı (Örn: durduk yere orantısız güç kullanımı veya hakaret) varsa, TCK 29 uyarınca Haksız Tahrik indirimi alınmasını sağlar.

Polislerin yasal olarak kimlik sorma yetkisi vardır. Kimlik vermeyi reddedip görevini yapmaya çalışan polisi fiziksel olarak itmeniz (cebir kullanmanız), polisin görevini yapmasını engellediği için TCK 265 uyarınca görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturur.
Hayır. Sadece yasal haklarını arayacağını söylemek, şikayet edeceğini belirtmek veya yüksek sesle itiraz etmek “tehdit” veya “cebir” boyutuna ulaşmadığı sürece bu suçu oluşturmaz. Ancak polisin şahsına yönelik ağır hakaretler veya tehditler savrulursa durum değişir.
Bekçiler de kolluk görevlisidir. Bekçiye yumruk atmak hem Görevi Yaptırmamak İçin Direnme (6 ay – 3 yıl) suçunu hem de Kamu Görevlisini Kasten Yaralama (alt sınırı 1,5 yıldan az olamaz) suçunu oluşturur. İki suçtan ayrı ayrı ceza alırsınız.
Eğer sanığın sabıkası temizse, mahkemedeki tutumu olumluysa ve memurda kalıcı/ağır bir yaralanma meydana gelmemişse, temel suçtan verilen hapis cezası ertelenebilir veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verilerek kişinin hapse girmesi engellenebilir.
Evet. Yargıtay uygulamalarında sadece tabanca veya bıçak değil; fırlatılan taş, sert bir anahtarlık, sopa, kemer veya mukavemeti kolaylaştıran her türlü nesne “silah” olarak kabul edilir. Bu durumda TCK 265/3 uyarınca cezanız üçte biri oranında artırılır.
Hayır. Bu suç şahıslara karşı değil, kamu idaresinin otoritesine karşı işlendiği için şikayete tabi değildir. Memurun “ben şikayetçi değilim, barıştık” demesi davayı düşürmez, ancak mahkemenin takdiri indirim yapmasını sağlayabilir.
İcra memurunun yüzüne karşı fiziki bir şiddet veya tehdit uygulamayıp sadece kapıyı açmamak (pasif direniş) kural olarak TCK 265 suçunu oluşturmaz. Ancak icra memurları çilingir vasıtasıyla kapıyı açtırma yetkisine sahiptir. Kapı açıldıktan sonra memurların içeri girmesini fiziken engellemeye çalışırsanız suç oluşur.
Hayır. TCK 265 maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçu, Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca seri muhakeme usulü veya uzlaştırma kapsamında olan suçlardan değildir. Yargılama genel hükümlere göre yürütülür.
Polisin vatandaşa tokat atması açık bir hukuka aykırılık ve haksız saldırıdır. Bu durumda kendinizi korumak adına orantılı bir şekilde güç kullanmanız “Meşru Müdafaa (TCK 25)” kapsamında değerlendirilebilir ve ceza almayabilirsiniz. Meşru müdafaa sınırları aşılsa bile “Haksız Tahrik” hükümleri uygulanarak cezada büyük indirim yapılır.
Kolluk görevlilerinin hazırladığı tutanaklar mahkemelerce çok ciddiye alınır. Uzman bir avukat; yaka kameralarını, telsiz kayıtlarını, adli tıp raporlarındaki yaralanma izlerini teknik olarak inceleyerek polisin haksız veya orantısız güç kullandığını kanıtlayabilir, haksız tahrik indirimlerini tetikleyebilir veya müvekkilin eyleminin “direnme” değil “kendini koruma refleksinden” ibaret olduğunu ispatlayarak beraat alabilir.
Ceza Hukuku davaları son derece dikkat ve özen isteyen davalardır. İlaveten ispat yükü, delillerin değerlendirilmesi ve zamanaşımı sürelerine riayet edilmesi mühimdir. Dolayısıyla sorumluluk sahibi, alanında uzman avukatlar ile çalışmak asiller için isabetli olacaktır.
KÖSEOĞLU HUKUK BÜROSU olarak Ceza Hukuku kapsamında yer alan her nevi davada hukuki hizmet vermekteyiz. Web adresimizde yer alan iletişim yolları ile ofisimize ulaşabilirsiniz.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur. Taraflardan birine baro tarafından avukat tayin edilmesi de söz konusu olabilmektedir. Ancak bu ihtimalin gerçekleşebilmesi için birtakım şartların sağlanması gerekir.
Ceza Hukuku davaları için böylesi bir genelleme yapılamaz. Zira her dava için kendine has bir süreç yürür. Örneğin tek sanıklı ve hafif suç kapsamındaki davalar kısa sürede netice verirken, çok sanıklı ve kapsamlı bir araştırma gerektiren davalar çok daha uzun sürebilmektedir.
Ceza Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur.
Hukuk her ne kadar toplumumuzda sözel bir alan olarak kabul edilse de esasen bir satranç oyunundan farksızdır. Her adımda hesap, matematik, tedbir, strateji ve tecrübe gerektirir. Bu nedenle sıradan bir yurttaşın vekil ile temsil edilmeksizin süreci yürütmesi imkansıza yakındır.
+90 (543) 249 85 82
info@ercankoseoglu.av.tr
Pzt-Cmt 8.00-20.00
Aşağıda yer alan iletişim kanalları aracılığı ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
