
Nafaka Davası, temel olarak zayıf durumda olanın veya zayıf duruma düşecek olanın haklarını ve standartlarını muhafaza etmeyi amaçlar. Nafaka, eşlerden biri veya çocuk için olabilir. Bu doğrultuda üç tür nafaka öne çıkar. Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve tedbir nafakası.
Kadıköy “KÖSEOĞLU HUKUK BÜROSU” olarak Nafaka Davalarında müvekkillerimize hizmet vermekteyiz.
Hizmet Bölgeleri İstanbul: Adalar, Arnavutköy, Ataşehir, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Çekmeköy, Esenler, Esenyurt, Eyüpsultan, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sarıyer, Silivri, Sultanbeyli, Sultangazi, Şile, Şişli, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu
Hizmet Bölgeleri Ankara: Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Yenimahalle
Aile kavramı, hukuk sistemimizin üzerine titrediği bir kavram olarak öne çıkmaktadır. Yasa koyucu her nevi düzenlemesinde aile kavramının kutsiyetini göz önünde bulundurmuştur. Zira esas olan aile kurumunun ayakta tutulmasıdır.
Yasalarımız her ne kadar aile kurumunu ayakta tutmaya gayret etse de aile kurumunun tarafları arasında pek çok hukuki ihtilaf ortaya çıkabilmektedir. Bu ihtilafların çözümü de yine yasalar ile mümkündür.
Nafaka, ekonomik olarak zora düşecek olan eşin, diğer eşten talep edebileceği maddi destek olarak ifade edilebilir. Tarafların müşterek çocukları varsa, velayeti alamayan eşin çocuğu için yapacağı maddi destek de nafaka olarak isimlendirilir. Ancak bu nafakaların türleri birbirinde farklıdır.
Kadıköy Nafaka Davası Avukatları olarak, ifade olunan Nafaka Davalarında müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Paylaşılan link ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Nafaka davalarında birkaç hususun incelenmesi ekseriyetle öne çıkar. Eşlerden birinin diğerinden nafaka talep etmesi halinde, mahkemenin ihtiyacı tespit etmesi ve ölçmesi gerekir. Mahkeme eşlerden biri bakımından yoksullaşmayı tespit ederse yoksulluk nafakasına hükmedebilir.
Tarafların müşterek çocukları bulunması halinde ise genel olarak çocuğun masrafları velayeti elde eden kişi tarafından karşılanır. Ancak diğer eşten de bu masraflara destek olması beklenir. Bu desteğin hukuki karşılığı iştirak nafakasıdır. İştirak nafakasının miktarına da yapılacak incelemelerin neticesinde mahkeme karar verir.
Hükmedilen nafakaların kaldırılması veya miktarlarının artırılıp azaltılması da nafaka davasının kapsamında yer almaktadır.
Kadıköy Nafaka Davası Avukatları olarak, ifade olunan Nafaka Davalarında müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Paylaşılan link ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Aile hukuku kapsamında nafaka iki türlüdür. Birincisi yoksulluk nafakası iken diğeri iştirak nafakasıdır.
Boşanma neticesinde yoksullaşan eş nafaka alabilir. Bu nafakaya yoksulluk nafakası denir.
Boşanan çiftin müşterek çocukları nafaka alabilir. Bu nafakaya iştirak nafakası denir.
Nafaka kişisel bir haktır. Dolayısıyla mirasçılara geçmez. Ancak ölen nafaka alacaklısının birikmiş nafaka alacağı varsa bu tutar mirasçı tarafından talep edilebilir.
Nafaka bir hak olarak düzenlenmiş olsa da bazı hallerde talep edilemez. Bu haller aşağıdaki gibi ifade edilebilir.
–Eş, boşanma davasında talep etmemişse
–Eş, boşanmada daha kusurlu ise
–Eş, boşanmadan sonra yoksulluğa düşmeyecek ise
–Eşin malvarlığı var ise
–Eş, yeniden evlenirse
–Eş, haysiyetsiz hayat sürüyor ise
Boşanmak amacıyla mahkemeye başvuran taraflar ekseriyetle ortak hayatı sonlandırır. Her eş kendi ekonomik düzenini kurar. Eşlerden biri bu boşanma neticesinde yoksullaşacak ise mahkeme dava sonunda yoksulluk nafakasına hükmeder. Ancak yargılamalar çoğu zaman uzun sürer. Davanın devam ettiği süreçte yoksullaşan eşin mağdur olmaması için mahkeme tedbir nafakasına hükmeder. Bu nafaka türü yargılama devam ettiği sürece ödenecektir.
Tarafların müşterek çocukları var ise çocuk için de yargılama süresince tedbir nafakasına hükmedilebilir.
Eşlerden birinin diğerinden nafaka talep etmesi halinde, mahkemenin ihtiyacı tespit etmesi ve ölçmesi gerekir. Mahkeme eşlerden biri bakımından yoksullaşmayı tespit ederse yoksulluk nafakasına hükmedebilir. Yoksulluk nafakası, boşanma neticesinde yoksullaşacağı tespit edilen eş lehine hükmedilir.
Toplumumuzda genel kanı, kadının nafaka alabileceği yönünde olsa da esasen erkeğin de nafaka alabilmesi ihtimal dahilindedir.
Nafakanın öncelikle eş tarafından talep edilmesi gerekir. İlaveten nafaka talep eden eşin daha kusurlu olmaması beklenir.
Yargılama makamı tarafından ihtiyacın tespit edilmesi halinde nafakaya hükmedilir. Nafakanın miktarını yine mahkeme tayin eder. Ancak bu miktar değişen şartlara göre uyarlanabilir.
Tarafların müşterek çocukları bulunması halinde genel olarak çocuğun masrafları velayeti elde eden kişi tarafından karşılanır. Ancak diğer eşten de bu masraflara destek olması beklenir. Bu desteğin hukuki karşılığı iştirak nafakasıdır. İştirak nafakasının miktarına da yapılacak incelemelerin neticesinde mahkeme karar verir.
Boşanmanın gerçekleşmesi ile beraber mahkeme tarafından yoksulluk nafakasına hükmedilmiş olabilir. Veyahut taraflar kendi aralarında bir nafaka miktarı belirleyerek anlaşmalı olarak boşanmış olabilir. Genel olarak bu nevi durumlarda nafaka kararlaştırılan oranda artırılır. Ancak bazı hallerde taraflar artış oranını belirtmeyi unutmuş olabilir ya da bu artış oranı mevcut ekonomik durumda anlamsız hale gelebilir. Bu ihtimalde nafaka alacaklısı eş, mahkemeye başvurarak nafaka miktarının güncel ekonomik şartlara uygun olarak güncellenmesini talep edebilir.
Boşanmanın gerçekleşmesi ile beraber mahkeme tarafından yoksulluk nafakasına hükmedilmiş olabilir. Veyahut taraflar kendi aralarında bir nafaka miktarı belirleyerek anlaşmalı olarak boşanmış olabilir. Ancak gelişen şartlarda nafaka borçlusunun ekonomik durumu kötüye gitmiş olabilir. Nafaka borçlusu mevcut miktarı ödeyemiyor olabilir. Bu durumda borçlu, mahkemeye başvurarak nafakanın azaltılmasını talep edebilir.
Bir diğer ihtimal nafaka alacaklısının yoksulluğunun sona ermesidir. Boşanmanın akabinde nafaka alan eşin ekonomik durumunda herhangi bir sebeple iyileşme olursa bu durumda da borçlu eş nafakanın azaltılması davası açabilir.
Kamuoyunda çokça tartışıldığı üzere hukuk sistemimizde nafaka için bir süre öngörülmemiştir. Dolayısıyla mevcut şartlar devam ettiği sürece alacaklı olan eş, nafaka almaya devam eder.
Taraflar bir protokol ile anlaşmalı olarak boşanmış ise bu protokolde nafakanın miktarı ve süresi belirlenebilir. Dolayısıyla taraflar süreli nafakayı kararlaştırabilir.
Nafakaya hükmedilebilmesi için öncelikle nafaka talep eden eşin mevcut durumu incelenir. Mahkeme, nafaka talep eden eşin talebini kabul ederse ikinci aşamada nafaka borçlusu eşin mevcut durumunu inceleyecektir.
Dikkat edilmelidir ki nafaka eşi cezalandırma yöntemi değildir. Mahkemeler bu bakış açısı ile değerlendirme yapmaz. Dolayısıyla nafaka miktarı belirlenirken ödeyecek eşin ekonomik durumu dikkate alınarak makul bir miktar belirlenir.
Taraflar anlaşmalı olarak boşanmaya karar verdikleri takdirde ise nafaka miktarını özgürce tayin edebilir. Burada esas olan tarafların iradelerinin uyuşmasıdır ve mahkeme bu ortak irade ile bağlıdır.
Nafaka borcunun sona ermesi için birkaç temel sebep vardır.
–Nafaka alacaklısı eş yeniden evlenirse veya evli gibi yaşarsa
–Nafaka alacaklısı eşin ekonomik durumunda iyileşme olursa
–Nafaka alacaklısı eş ölürse
–Nafaka borçlusu eşin ekonomik durumunda büyük menfi değişiklik olursa
Yaygın kabule ve yerleşik uygulamaya göre nafaka aydan aya ödenir. Ancak bu durum mutlak değildir. Her bir dava kendi içerisinde değerlendirilmelidir. Somut olayın şartlarına göre nafaka toplu bir para olarak tek seferde ödenebileceği gibi nafaka yerine bir malın devredilmesi de söz konusu olabilmektedir.
Aile Hukuku davaları çok çeşitlidir. Bu dava türlerinden en önemlileri boşanma davaları, nafaka davaları, velayet davaları, aile konutu davaları, mal paylaşımı davaları, düğün takısı (ziynet) davaları, soy bağının reddi davaları, babalık davaları, tanıma davaları olarak ifade edilebilir.
Aile hukuku davalarında esas olan aile birliğinin ve eşlerin maddi manevi menfaatlerinin korunmasıdır. Dolayısıyla Aile Hukuku davalarının kamu yönü de bulunmaktadır. Bu hususiyet işbu davalara özel yargılama usullerini de beraberinde getirmektedir.
Mahkeme başkanı davayı en makul şekilde neticelendirebilmek için lüzumu halinde uzmanlardan faydalanabilir. Bu imkan yargılamanın her aşamasında mümkündür. İlaveten yargıç yargılamayı makul ve barışçıl yollarla çözmelidir. Bu doğrultuda bilhassa müşterek çocuk konusunda resen tedbirler alabilir.
Aile hukuku kapsamında nafaka davalarında temel amaç zayıf konumda olanın korunmasıdır. Bu doğrultuda hakim detaylı bir inceleme yapmalı ve en hakkaniyetli sonuca hükmetmelidir.
Aile Hukuku davalarında da hem davanın açılış aşamasında hem de yargılama sırasında birçok mahkeme masrafı doğmaktadır. Davanın açılışında mahkeme masrafları ve harç giderleri söz konusu iken yargılama sırasında bilirkişi ücretleri ortaya çıkmaktadır. Bu masrafların karşılanması gerekmektedir.
Hukuk davalarında ekseriyetle bu masraflar davacı tarafından üstlenilmektedir. Zira yasa koyucu bu yaklaşımı hakkaniyetli bulmaktadır.
Yargılama sonunda davacı yan iddialarında haklı olduğunu ispatlar ve lehine karar alabilirse, yargılama giderleri haksız çıkan taraf üzerine bırakılacaktır. Bir başka ihtimalde yargıç, haklılık oranına göre bu masrafları pay edecektir.
Tarafların yargılamada avukat ile temsil edilmeleri halinde, kendi avukatları ile kuracakları ilişkide ödeyecekleri avukatlık ücretleri diğer tarafı ilgilendirmez ve istisnai haller dışında talep edilemez. Dava sonunda hükmedilen vekalet ücreti ise avukatın yasal hakkı olup asillerin bu ücrette hakkı yoktur.
Kural olarak aile hukuku davaları aile mahkemelerinde görülmektedir. Ancak istisnai olarak aile mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemeleri görevli kabul edilmektedir ve bahse konu davalara bakmaktadır.
Yoksulluk nafakasında yetkili mahkeme davalının veya davacının yerleşim yeri mahkemesidir.
İştirak nafakasında yetkili mahkeme çocuğun oturduğu yer mahkemesidir.
Nafaka davalarının ücretlendirilmesi müvekkil ile müstakbel vekili arasındaki anlaşma ile şekillenir. Esas olan taraflar arasındaki anlaşmadır. Ancak bu anlaşma baro tarafından yıllık olarak tespit olunan tutardan az olamaz. Dolayısıyla tarafların kararlaştıracağı avukatlık ücreti baronun çizelgesinden fazla olabilir ancak daha az olamaz.
Hizmet Bölgeleri İstanbul: Adalar, Arnavutköy, Ataşehir, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Çekmeköy, Esenler, Esenyurt, Eyüpsultan, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sarıyer, Silivri, Sultanbeyli, Sultangazi, Şile, Şişli, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu
Hizmet Bölgeleri Ankara: Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Yenimahalle

Nafaka davaları son derece dikkat ve özen isteyen davalardır. İlaveten ispat yükü, delillerin değerlendirilmesi ve hak düşürücü sürelere riayet edilmesi mühimdir. Dolayısıyla sorumluluk sahibi, alanında uzman avukatlar ile çalışmak asiller için isabetli olacaktır.
KÖSEOĞLU HUKUK BÜROSU olarak Nafaka Davaları kapsamında yer alan her nevi davada hukuki hizmet vermekteyiz. Web adresimizde yer alan iletişim yolları ile ofisimize ulaşabilirsiniz.
Nafaka davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur. Taraflardan birine baro tarafından adli yardım kapsamında avukat tayin edilmesi de söz konusu olabilmektedir. Ancak bu ihtimalin gerçekleşebilmesi için birtakım şartların sağlanması gerekir.
Nafaka davaları için böylesi bir genelleme yapılamaz. Zira her dava için kendine has bir süreç yürür. Örneğin anlaşmalı boşanma davaları kısa sürede netice verirken çekişmeli boşanma davaları çok daha uzun sürebilmektedir.
Nafaka davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur.
Hukuk her ne kadar toplumumuzda sözel bir alan olarak kabul edilse de esasen bir satranç oyunundan farksızdır. Her adımda hesap, matematik, tedbir, strateji ve tecrübe gerektirir. Bu nedenle sıradan bir yurttaşın vekil ile temsil edilmeksizin süreci yürütmesi imkansıza yakındır.
Evet. Anlaşma protokolünde nafaka miktarı ve artış oranı kararlaştırılabilir. Anlaşmalı boşanma nafaka almaya engel değildir.
Evet. Anlaşmalı boşanmada önemli olan tarafların irade birliğine varmasıdır. Protokol ile nafaka miktarı ve artış oranı belirlenebilir.
Nafaka, eşin cezalandırılması yöntemi değildir. Dolayısıyla hakim nafaka miktarını belirlerken ödeyecek olan eşin ekonomik durumunu gözetir ve hakkaniyetli bir miktara hükmeder.
Taraflar protokolde kararlaştırmışsa nafaka belirli periyotlarda belirlenen oranda artırılır. Artış oranı olarak TÜFE de belirlenebilir. İstisnai hallerde nafakanın artırılması davası da açılabilir.
Evet. Genel kanının aksine boşanma ile yoksulluğa düşecek olan erkek de nafaka alabilir.
Nafaka talep eden eşin daha az kusurlu olması gerekir. Dolayısıyla aldatan eş nafaka alamaz.
Nafaka borçlusunun nafakayı ödeme imkanı kalmamışsa ve bu beyanında samimi ise mahkeme yapacağı inceleme ile nafaka miktarını azaltabileceği gibi tamamen de kaldırabilir.
Nafaka alacaklısı eş yeniden evlendiği takdirde nafaka hakkını kaybeder.
Nafaka alacaklısı eş bir başkası ile evlenmediği halde evli gibi yaşıyorsa veya haysiyetsiz yaşam sürüyorsa nafaka hakkını kaybeder.
Evet. Yargılama sürecinde de yoksulluğa düşecek olan eş nafaka alabilir. Bunun ismi tedbir nafakasıdır.
Kural olarak erkek çocuklarına reşit oluncaya kadar, kız çocuklarına ise evleninceye kadar nafaka ödenir.
Nafaka hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlıdır. Dolayısıyla nafaka hakkı mirasçılara geçmez.
Nafaka hakkı mirasçılara geçmez. Ancak nafaka alacaklısı eş sağ iken birikmiş olan nafaka alacağı mirasçıları tarafından talep edilebilir.
Hukuk sistemimizde kural olarak nafaka süresizdir.
Anlaşmalı boşanmada taraflar düzenleyecekleri protokolde nafakanın süresini belirleyebilir.
Nafaka miktarını kural olarak hakim belirler. Ancak anlaşmalı boşanmada taraflar da nafaka miktarını belirleyebilir.
Evet. Ekonomik koşullar kapsamında nafakada yapılan yasal artışlar anlamsız hale gelmişse, nafaka alacaklısı eş güncel nafaka miktarının tespit edilmesini talep edebilir.
Nafakanın ödenmesinde alacaklının durumu kadar borçlunun durumu da önemlidir. Dolayısıyla ekonomik olarak yıkım yaşayan borçlu, mahkemeye başvurarak güncel durumunu izah etmelidir.
Kural olarak nafaka aydan aya ödenir. Ancak bazı hallerde yargı, nafakanın tek seferde toplu olarak ödenmesine de karar verebilir.
Kural olarak nafaka aydan aya para olarak ödenir. Ancak istisnai hallerde tarafların anlaşmasına bağlı olarak mülk ile de ödenebilir.
Boşanma davası, evli çiftlerin evlilik birliğini sonlandırabilmesi maksadıyla ikame edilir. Uygulamada çekişmeli boşanma ve anlaşmalı boşanma olarak karşımıza çıkmaktadır. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Nafaka davası, evliliğin sona ermesini müteakip eşlerin arasındaki ekonomik dengeyi gözetmek maksadıyla ikame edilir. Uygulamada karşımıza iştirak ve yoksulluk nafakası olarak çıkmaktadır.
Velayet davası, evlilik birliğinin sona ermesi ile oluşacak yeni durumda müşterek çocuğun hukuki akıbetini tesis etmek maksadıyla ikam edilir. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Aile konutu davası, evlilik birliği sona eren eşlerin müşterek konutunun akıbetine işbu dava ile karar verilir. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Mal paylaşımı davası, eşlerin evlilik birliği içerisinde edindikleri malların paylaşımına karar verebilmek maksadıyla ikame edilir. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Düğün takıları davası, evlilik sırasında eşlere takılan ziynet eşyanın akıbetine karar verebilmek maksadıyla ikame edilir. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Soybağının reddi davası, hukuki olarak baba statüsünde olan kişi ile çocuk arasındaki soy ilişkisinin sona erdirilmesi maksadıyla ikame edilir. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Çocuğu tanıma davası, çocuğun babası olduğunu iddia eden kişinin bu duruma yasal bir temel inşa edebilmesi maksadıyla ikame edilir. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Babalık davası, biyolojik baba olduğu iddia edilen kişiye karşı soy bağının tesis edilmesi maksadıyla ikame edilir. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Evlat edinme davası, kişi veya çiftlerin evlat edinmek istedikleri kişi ile hukuki soybağının kurulabilmesi maksadıyla ikame edilir. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
+90 (543) 249 85 82
info@ercankoseoglu.av.tr
Pzt-Cmt 8.00-20.00
Aşağıda yer alan iletişim kanalları aracılığı ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Hizmet Bölgeleri İstanbul: Adalar, Arnavutköy, Ataşehir, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Çekmeköy, Esenler, Esenyurt, Eyüpsultan, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sarıyer, Silivri, Sultanbeyli, Sultangazi, Şile, Şişli, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu
Hizmet Bölgeleri Ankara: Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Yenimahalle
