
Miras Hukuku, gerçek kişilerin ölümü veya gaipliği halinde mal varlıklarına ilişkin her türlü durumu düzenleyen hukuk dalıdır. Miras hukuku hem murisin mal varlığı ile alakadar olur hem de varislerin hakları ile. Tahmin edileceği üzere murisin mal varlığına ilişkin pek çok hukuki uyuşmazlık çıkabilmektedir. Bu uyuşmazlıkların çözüm yeri Miras Hukuku kapsamında Türk Mahkemeleridir. Miras Hukuku kapsamında en çok karşılaşılan dava tipleri Mirasçılık Belgesi Alınması Davası, Mirasın Reddi Davası, Ortaklığın Giderilmesi Davası, Tenkis Davası, Mirastan Mal Kaçırma Davası, Mirasta Denkleştirme Davası ve Terekenin Tespit Edilmesi Davası olarak ifade edilebilir.
“KÖSEOĞLU HUKUK BÜROSU” olarak Kadıköy Miras Hukuku kapsamında ifade olunan dava türlerinde müvekkillerimize hizmet vermekteyiz.
Hizmet Bölgeleri İstanbul: Adalar, Arnavutköy, Ataşehir, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Çekmeköy, Esenler, Esenyurt, Eyüpsultan, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sarıyer, Silivri, Sultanbeyli, Sultangazi, Şile, Şişli, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu
Hizmet Bölgeleri Ankara: Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Yenimahalle
Miras Hukuku, yasa koyucunun ve hukuk sisteminin üzerine titrediği bir alan olarak ifade edilebilir. Zira miras hukuku insanın mülkiyet hakkına ve mal varlığının akıbetine karar verebilme hakkına dayanır. İlaveten miras hukuku varislerin haklarını da muhafaza eder. Dolayısıyla toplum nezdinde birçok tesiri vardır ve yasa koyucunun da çokça üzerinde durduğu bir alandır.
İdarenin görevi murisin mirasının yasalara uygun şekilde mirasçılara intikal etmesini sağlamaktır. Bu yolda lüzumlu tedbirleri yasa koyucu alır. Ancak her alanda olduğu gibi miras hukuku alanında da uyuşmazlıklar çıkmaktadır. Bu uyuşmazlıklar büyük ölçüde varisler arasında çıkmaktadır.
Miras Hukuku kapsamında pek çok dava türü mevcuttur. Ancak uygulamada karşımıza en çok çıkan miras hukuku davaları birkaç başlık altında toplanabilir. Bu dava türleri Mirasçılık Belgesi Alınması Davası, Mirasın Reddi Davası, Ortaklığın Giderilmesi Davası, Tenkis Davası, Mirastan Mal Kaçırma Davası, Mirasta Denkleştirme Davası ve Terekenin Tespit Edilmesi Davası olarak ifade edilebilir.
Kadıköy Miras Hukuku Avukatları olarak, ifade olunan Kadıköy Miras Hukuku Davalarında müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Paylaşılan link ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Miras Hukukunun üç temel odak noktası vardır. Birincisi murisin bizzat kendisi, ikincisi muristen kalan tereke ve sonuncusu da mirasçılardır. Miras hukuku davaları temel olarak bu başlıklar etrafında kurulur.
Miras hukuku kapsamında ikame edilen davalar birkaç başlık altında incelenebilir. Mirasçılık Belgesinin Alınması Davası murisin ölümünü ve varisin hakkını tescil etmeye yarar. Mirasın Reddi Davası varisin muristen kalan terekeyi kabul etmediği ihtimalde ikame edilir. Ortaklığın Giderilmesi Davası ile terekeye elbirliği ile malik olan mirasçıların bu ortaklığı sona erdirmeleri sağlanır. Tenkis Davas ile bir nevi murisin tasarrufları sınırlanır ve saklı paylı mirasçıların hakları muhafaza edilir. Mal Kaçırma Davası varisler tarafından muvazaalı işlemlere karşı ikame edilir. Denkleştirme Davası varisler arasındaki adaleti tesis etmeye yarar. Son olarak Terekenin Tespit Edilmesi Davası ise muristen kalan malların tespit edilmesine ve kayıt altına alınmasına yarar.
Kadıköy Miras Hukuku Avukatları olarak, ifade olunan Kadıköy Miras Hukuku Davalarında müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Paylaşılan link ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Miras, bir gerçek kişinin ölümü ile geride bıraktığı varlıkların ve borçların toplamıdır. Mirasın kapsamına murisin aktifleri ve pasifleri girer. Dolayısıyla net mirasa varlıklardan borçların çıkarılması ile ulaşılır.
Miras bırakan yani muris, ölümü ile birlikte malvarlığı devrolan kişidir. Bir başka deyişle tereke olarak ifade olunan varlığın eski sahibidir. Kelime anlamı olarak vasiyetname düzenleme hakkına haiz olan kişidir de denebilir.
Mirasçı, miras bırakanın ölümü ile birlikte terekeden pay alabilecek olan kişi veya kişileri ifade eder. Bir başka deyişle mirasçılar, terekeyi varlıkları ve borçları ile birlikte devralır.
Kanuni mirasçılar, miras bırakanın yasal mirasçılarıdır. Bir vasiyetname veya tasarruf bulunmadığı takdirde mirasın doğal sahibi bu kimselerdir. Bu kimseler murisin çocukları, eşi, kardeşleri, anne ve babası gibi yakın akrabaları olarak ifade edilebilir.
Türk Medeni Kanunu’na göre kanuni mirasçılar sınırlı sayıdadır ve açıkça aşağıdaki gibi tespit olunmuştur.
–Murisin altsoyu
–Murisin anne ve babası
–Murisin sağ kalan eşi
–Murisin evlatlığı
–Devlet
Miras bırakanın doğal mirasçıları kanuni mirasçılarıdır. Ancak bazı hallerde muris, vasiyetname düzenlemek suretiyle mirasının bir kısmını kanuni mirasçılarının dışında bir kimseye veya kuruma bırakabilir. Bu kimselere atanmış mirasçı denir. Atanmış mirasçıların terekeden pay alabilmesi için bir vasiyetname veya miras sözleşmesinin varlığı aranır.
Tereke, miras bırakanın vefatı ile birlikte geride bıraktığı malvarlığının tamamı olarak ifade edilebilir. Terekenin içinde varlıklar ve borçlar yer alır. Net tereke ise varlıklardan borçların mahsup edilmesi ile elde edilir.
Mirasçılık belgesi, bir diğer adı ile veraset ilamı murisin vefatı ile alınabilir ve varisin mirasçılık haklarını tescil eder.
Mirasçılık belgesi resmi bir belgedir ve varisin mirasçılık haklarına işaret eder. Ancak bu belgenin aksi ispat olunabilir. Dolayısıyla mutlak doğru bir belge değildir.
Mirasçılık belgesi murisin ölümü ile birlikte düzenlenir ve varislerin terekedeki paylarını tespit eder. Bu belge Sulh Hukuk Mahkemelerinden alınabileceği gibi Noterlerden de alınabilir.
Kan hısımlarının mirasçılığı bakımından ülkemizde zümre sistemi benimsenmiştir. Bu sistemde murisin mirasçıları zümrelere ayrılır ve miras payları bu zümrelere göre belirlenir. Kan hısımları için yasa koyucu tarafından düzenlenen üç zümre vardır.
İlk zümre miras bırakanın alt soyundan oluşur. İkinci zümre annesi, babası ve onların altsoyundan oluşur. Üçüncü zümre ise miras bırakanın büyükannesi, büyükbabası ve onların alt soyundan oluşur.
Evlatlık, tıpkı kan bağına sahip çocuk gibi murise mirasçı olur. Bu bakımın evlatlık birinci zümrede yer alır.
Sağ kalan eş, murisin kan hısımı değildir. Dolayısıyla zümre sistemine dahil olmaz. Ancak sağ kalan eş, her bir zümre ile birlikte mirasa ortak olur. Sağ kalan eşin alacağı miras payı, mirasçı olan zümrenin derecesine göre değişiklik göstermektedir.
–Sağ kalan eş, birinci zümre ile birlikte mirasçı olursa mirastaki payı ¼ olacaktır.
–Sağ kalan eş, ikinci zümre ile birlikte mirasçı olursa mirastaki payı ½ olacaktır.
–Sağ kalan eş, üçüncü zümre ile birlikte mirasçı olursa mirastaki payı ¾ olacaktır.
–Sağ kalan eş, üçüncü zümre ile birlikte mirasçı olursa ve üçüncü zümrenin başları ve onların çocukları hayatta değilse mirastaki payı mirasın tamamı olacaktır.
Murisin son mirasçısı devlettir. Bir başka deyişle murisin kanuni ve atanmış mirasçısı bulunmuyorsa terekenin sahibi devlet olacaktır.
Zümre sistemi, mirasçıların tereke üzerindeki haklarını önceliklendirmeye yarayan sistemdir. Zümre sistemine dahil olabilmek için miras bırakanın kan hısımlarından olmak gerekmektedir. Yasa koyucu tarafından belirlenmiş üç zümre vardır. Bu zümreler birbirine karşı üstünlük kurar. Birinci zümre ikinci ve üçüncü zümreye göre öncelikli iken, ikinci zümre üçüncü zümreye göre önceliklidir.
–Birinci zümre miras bırakanın altsoyudur.
–İkinci zümre miras bırakanın annesi, babası ve onların altsoyudur.
–Üçüncü zümre miras bırakanın büyükannesi, büyükbabası ve onların altsoyudur.
Miras bırakanın mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunma hakkı mevcuttur. Ancak bu hak sınırsız değildir. Zira yasa koyucu saklı paylı mirasçıları açıkça tespit etmiştir ve onların haklarını belirli oranlarda koruma altına almıştır.
Miras bırakan, vasiyetname ile mal varlığının bir kısmını veya tamamını mirasçıların saklı paylarını dikkate almadan miras bırakabilir. Bu durumda öncelikli olan murisin iradesini korumaktır. Ancak bu irade Tenkis Davası ile iptal edilebilir. Dolayısıyla yasa koyucu, açılacak bir dava ile hakları ihlal edilen saklı paylı mirasçılara haklarını arama imkanı tanımıştır.
Türk Medeni Kanunu’na göre saklı paylar aşağıdaki gibi tespit olunmuştur.
–Alt soy için, yasal miras payının yarısı
–Anne ve babadan her biri için, yasal miras payının dörtte biri
–Sağ kalan eş için, alt soy veya anne ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olması halinde yasal miras payının tamamı, diğer hallerde yasal miras payının dörtte üçü
Yasa koyucu vatandaşlara ölümlerinden sonra mal varlıklarının akıbeti hakkında önceden tasarrufta bulunma imkanı tanımıştır. Bu imkan temel olarak vasiyetname ve miras sözleşmesi olmak üzere iki türlüdür.
Vasiyetname tek taraflı bir işlem iken miras sözleşmesi iki taraflı bir işlemdir. Aralarındaki temel fark budur.
Yasa koyucu birtakım yasal düzenlemeler ile mirasçıların haklarını korumaktadır. Ancak diğer yandan yasa koyucu murisin iradesine de saygılıdır. Dolayısıyla murisin mal varlığının akıbetine karar verme hakkını da göz ardı etmez.
Vasiyetname, miras bırakanın ölümünden sonrası için mal varlığının akıbetini belirlediği yazılı veya sözlü beyandır. Vasiyetname üç başlık altında incelenmiştir.
–Resmi Vasiyetname
–El Yazılı Vasiyetname
–Sözlü Vasiyetname
Vasiyetname türlerini birbirinden ayıran temel unsur verdikleri güvendir. Bu bakımından en güvenilir olan resmi vasiyetname iken en az güvenilir olan sözlü vasiyetnamedir.
Miras sözleşmesi de tıpkı vasiyetname gibi ölüme bağlı bir tasarruftur. Temel anlamda tıpkı vasiyetname gibi murisin mal varlığının akıbetine karar verebilmesine imkan tanır. Ancak vasiyetnameden farklı olarak miras sözleşmesi iki taraflı bir anlaşmadır.
Vasiyetname tek taraflı bir irade beyanı ile kurulduğu için yine tek taraflı olarak geri çekilebilir. Ancak miras sözleşmesi iki taraflıdır ve miras bırakan tek taraflı olarak miras sözleşmesinden dönemez. Genel kabul ifade edildiği gibi olsa da istisnai hallerde miras bırakanın tek taraflı olarak sözleşmeden dönme imkanı vardır.
Bazı istisnai hallerde ise ölüme bağlı tasarruf kendiliğinden son bulur. Bu haller yasa koyucu tarafından açıkça sayılmış olup aşağıdaki gibidir.
–Evlilik birliğinin ölüm dışında sona ermesi
–Lehine tasarruf yapılan kişinin miras bırakandan önce ölmesi
–Lehine tasarruf yapılan kişinin mirastan yoksun olması
–Şarta bağlı hallerde, bozucu veya geciktirici şartın gerçekleşmesi
Yukarıda ifade olunan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda ölüme bağlı tasarruf kendiliğinden hükümsüz hale gelir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi iki taraflı bir sözleşmedir. Taraflardan biri bakıma ve gözetime muhtaç olan kişidir. Diğer taraf ise yardıma muhtaç olan kişinin ihtiyaçlarını temin eden kişidir. Bakıma muhtaç olan kişi, ölünceye kadar sürecek olan bu bakım sürecinin karşılığında, bakım işlemini gerçekleştiren kişiye mirasının bir kısmını veya tamamını bırakmayı taahhüt eder.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi esasen miras sözleşmesinin bir türüdür. Dolayısıyla miras sözleşmesi gibi inşa edilmelidir.
Taraflardan birinin sözleşmeden dönmesi, bakım borçlusunun ölmesi veya iflas hallerinde sözleşme sona erer.
Ölüme bağlı tasarrufların iptali, mirasçılar ve diğer ilgililer tarafından talep edilebilir. Bu işlemin amacı murisin sağlığında gerçekleştirdiği ve vefatından sonra hüküm doğuracak olan işlemlerin iptalini sağlamaktır.
Ölüme bağlı tasarrufların iptali her durumda ve şartta talep edilemez. Bu işlemin tesis edilebilmesi için birtakım koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Bu koşullar aşağıdaki gibi ifade edilebilir.
–Miras bırakanın hukuki ehliyetinin eksik olması
–Miras bırakanın iradesinin sakatlanmış olması (Aldatma, Yanılma, Korkutma)
–Miras bırakanın tasarrufunun hukuksuz ve ahlaka aykırı olması
Muris tarafından düzenlenen vasiyetname ile hak kaybına uğrayan mirasçılar işbu vasiyetnamenin iptalini talep edebilirler. Vasiyetnamenin iptal edilmesi talebi bakımından önemli olan husus, bu talebin sonuçlarının talep eden ile sınırlı olmasıdır. Başka bir deyişle vasiyetnamenin iptali yalnızca onu talep edenler bakımından sonuç doğurur.
Muris muvazaası, miras bırakanın muvazaalı işlemi gerekçe gösterilerek iddia edilir. Muris muvazaasında muris, esas iradesini gizleyerek bir işlem yapar. Burada murisin amacı mirasçılardan birinin veya üçüncü bir kişinin lehine kazandırma yapmaktır.
Muris muvazaası miras bırakanın mirasçılardan mal kaçırması olarak da ifade edilebilir. Bu nevi durumlarda mirasçılar, muvazaalı işlemin iptalini talep edebilirler.
Tenkis davasının odaklandığı nokta mirasçıların saklı paylarıdır. Yasa koyucu genel kabul olarak miras bırakanın iradesine saygı duyar. Öyle ki vasiyetname ve miras sözleşmesi bu amaca hizmet eder. Ancak bu irade sınırsız değildir. Mirasçıların saklı payları yasa koyucu tarafından korunmaktadır.
Vasiyetname veya miras sözleşmesi ile saklı payının ihlal edildiğini iddia eden mirasçı bu payını tenkis davası ile koruyabilir. Ancak önemle ifade etmek gerekir ki tenkis davası yalnızca talep eden bakımından sonuç doğurur. Dolayısıyla talepte bulunmayan mirasçının payında değişiklik olmaz.
Tenkis davasının bir başka hususiyeti bu dava bakımından hak düşürücü sürenin bulunmasıdır. Mirasçı, saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde veya mirasın açılmasından itibaren 10 yıl içerisinde tenkis davasını ikame etmelidir.
Mirastan feragat, mirasçının miras bırakan ile yaptığı bir sözleşme ile yasal miras hakkından vazgeçmesi olarak ifade edilebilir. Mirasçının bu vazgeçişi karşılıksız olabileceği gibi karşılıklı da olabilir. Mirastan feragat edilmesi ile mirasçı mirasçılık sıfatını kaybeder. İlaveten mirasçının mirastan feragati bir şeyin karşılığında ise mirasçının altsoyu da miras hakkını kaybeder.
–İvazsız (Karşılıksız) Feragat: Bu feragat türünde mirasçı herhangi bir kazanım elde etmeksizin miras hakkından vazgeçer. Bu nevi feragat sonucunda mirasçının altsoyunun mirasçılık hakları devam eder.
–İvazlı (Karşılıklı) Feragat: Bu feragat türünde mirasçı bir kazanım karşılığında miras hakkından vazgeçer. Bu nevi feragat sonucunda mirasçının altsoyu da mirasçılık haklarını kaybetmiş olur.
Kanun koyucu miras bırakanın iradesini koruduğu kadar mirasçıların haklarını da korur. Dolayısıyla miras bırakanın iradesi sınırsız ve mutlak değildir. Ancak bazı istisnai hallerde miras bırakan saklı paylı mirasçıları mirastan çıkarabilir. Bu istisnai haller aşağıdaki gibidir.
–Mirasçı, miras bırakana veya onun yakınlarına karşı ağır bir suç işlemiş ise
–Mirasçı, miras bırakana veya miras bırakanın aile üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde ihmal etmişse
Mirasçılıktan çıkarma vasiyetname ile yapılır. Vasiyetnamede mirastan çıkarma sebeplerinin açıkça ifade edilmiş ve delillendirilmiş olması gerekmektedir. Aksi halde saklı paylı mirasçı Tenkis Davası açmak suretiyle haklarına kavuşabilecektir.
Mirasçı, mirası kabul etmek zorunda değildir. Mirasçı, mirası reddetmek suretiyle mirasın hukuki ve mali sorumluluklarından kurtulabilir. Mirası reddeden mirasçı, miras hakkından feragat etmiş sayılır ve mirasın paylaşımına katılmaz. Ekseriyetle mirasçılar bu hukuki yolu mirasın borçlarından kurtulmak maksadıyla yapar.
Mirasın reddi bizatihi mirasçının irade açıklaması ile yapılır. Ancak miras açıkça borca batık ise mirasçı mirası reddetmese dahi miras hükmen reddedilmiş sayılır.
Yasal ve atanmış mirasçılar, mirasçı olduklarını öğrendikleri tarihten itibaren üç ay içerisinde Sulh Hukuk Mahkemesine yapacakları başvuru ile mirası reddetmelilerdir. Aksi halde mirasçılar mirası kabul etmiş sayılırlar. Bir başka deyişle bu süre hak düşürücü olarak kabul edilir.
Elbirliği ile mülkiyet istisnai hallerde kurulur. Bu kavram bir malın mülkiyetine bir topluluğun birlikte sahip olmasını ifade eder. Miras ortaklığı bu kavramın tipik örneğidir. Bu nevi mülkiyette maliklerin her biri malın tamamı üzerinde hak sahibidir.
Elbirliği ile mülkiyette her bir malik benzer sorumluluklar taşır. Bu nedenle malın kiralanması veya satılması ihtimalinde maliklerin fikir birliğine varması gerekir. Aynı zamanda maliklerden birinin malı kullanması veya ondan yararlanması ihtimalinde de diğer maliklerin rızası aranır.
Paylı mülkiyete ilişkin en net tanımlama Türk Medeni Kanunu tarafından yapılmıştır. Açıkça ifade edildiği üzere, paylı mülkiyette birden çok kimse, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır. Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Pay devredilebilir, rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından haczettirilebilir.
Miras taksim sözleşmesi, mirasçılar tarafından düzenlenen yazılı bir sözleşmedir. Bu sözleşme ile mirasçılar terekenin akıbetine karar verir. Bir başka deyişle mirasçılar mirasın nasıl paylaşılacağına ilişkin uzlaşıya varır.
Miras sözleşmesinin sonuç doğurabilmesi için yazılı olması gerekmektedir. Ancak noter kanalı ile yapılması zorunluluğu yoktur. Miras sözleşmesinin geçerlilik kazanabilmesi için bir diğer şart yasal ve atanmış mirasçıların tamamının fikir birliğine varmış olmalarıdır.
Miras bırakanın mirası üzerinde mirasçılar uzlaşıya varamaz ise mirasçılardan biri tarafından açılabilecek olan ortaklığın giderilmesi davası ile tereke malları satılarak mirasçılara pay edilir. Bu davanın yaygın bilinen bir diğer ismi izale-i şüyu davasıdır.
Ortaklığın giderilmesi davasında terekenin mutlaka satılması gerekmez. Eğer tereke malları hakkaniyetli şekilde bölünebiliyorsa, malların mirasçılar arasında bölünmesi de ihtimaldir. Ancak her iki ihtimalde de mirasçıların ortaklığı son bulur.
Kadıköy Miras Hukuku davaları yukarıda detaylıca izah edildiği üzere çeşitlidir. Bu dava türlerinden en önemlileri Mirasçılık Belgesi Alınması Davası, Mirasın Reddi Davası, Ortaklığın Giderilmesi Davası, Tenkis Davası, Mirastan Mal Kaçırma Davası, Mirasta Denkleştirme Davası ve Terekenin Tespit Edilmesi Davası olarak ifade edilebilir.
Kadıköy Miras hukuku davalarında esas olan tarafların menfaatlerini korumaktır. Miras bırakanın iradesine yasa koyucu tarafından saygı duyulsa da bu irade sınırsız değildir. Zira yasa koyucu mirasçıların haklarını da güvence altına almaktadır. Mahkemeler her somut olay özelinde tarafların arasında oluşan ihtilafları gidermekle görevlidir.
Mahkeme başkanı davayı en makul şekilde neticelendirebilmek için lüzumu halinde uzmanlardan faydalanabilir. Bu imkan yargılamanın her aşamasında mümkündür. İlaveten yargıç yargılamayı makul ve barışçıl yollarla çözmelidir.
Kadıköy Miras hukukunun temel noktası terekedir. Bu bakımdan terekenin sorunsuz olarak intikal etmesi, yasalara ve ikili sözleşmelere uygun olarak sahibini bulması işbu hukuk dalının odak noktasıdır.
Kadıköy Miras Hukuku davalarında da hem davanın açılış aşamasında hem de yargılama sırasında birçok mahkeme masrafı doğmaktadır. Davanın açılışında mahkeme masrafları ve harç giderleri söz konusu iken yargılama sırasında bilirkişi ücretleri ortaya çıkmaktadır. Bu masrafların karşılanması gerekmektedir.
Hukuk davalarında ekseriyetle bu masraflar davacı tarafından üstlenilmektedir. Zira yasa koyucu bu yaklaşımı hakkaniyetli bulmaktadır.
Yargılama sonunda davacı yan iddialarında haklı olduğunu ispatlar ve lehine karar alabilirse, yargılama giderleri haksız çıkan taraf üzerine bırakılacaktır. Bir başka ihtimalde yargıç, haklılık oranına göre bu masrafları pay edecektir.
Tarafların yargılamada avukat ile temsil edilmeleri halinde, kendi avukatları ile kuracakları ilişkide ödeyecekleri avukatlık ücretleri diğer tarafı ilgilendirmez ve istisnai haller dışında talep edilemez. Dava sonunda hükmedilen vekalet ücreti ise avukatın yasal hakkı olup asillerin bu ücrette hakkı yoktur.
Kadıköy Miras hukukuna ilişkin davalarda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Mahkemelerin yetki hususu ise aşağıda ifade olunduğu üzere yasa koyucu tarafından detaylıca izah edilmiştir.
Aşağıdaki davalarda, ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir:
(2) Terekede bulunan bir mal hakkında açılmak istenen istihkak davası, terekenin yazımı ve tespiti zamanında mal nerede bulunuyorsa, orada da açılabilir.
(3) Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
Kadıköy Miras Hukuku davalarının ücretlendirilmesi müvekkil ile müstakbel vekili arasındaki anlaşma ile şekillenir. Esas olan taraflar arasındaki anlaşmadır. Ancak bu anlaşma baro tarafından yıllık olarak tespit olunan tutardan az olamaz. Dolayısıyla tarafların kararlaştıracağı avukatlık ücreti baronun çizelgesinden fazla olabilir ancak daha az olamaz.
Hizmet Bölgeleri İstanbul: Adalar, Arnavutköy, Ataşehir, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Çekmeköy, Esenler, Esenyurt, Eyüpsultan, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sarıyer, Silivri, Sultanbeyli, Sultangazi, Şile, Şişli, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu
Hizmet Bölgeleri Ankara: Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Yenimahalle

Miras Hukuku davaları son derece dikkat ve özen isteyen davalardır. İlaveten ispat yükü, delillerin değerlendirilmesi ve hak düşürücü sürelere riayet edilmesi mühimdir. Dolayısıyla sorumluluk sahibi, alanında uzman avukatlar ile çalışmak asiller için isabetli olacaktır.
KÖSEOĞLU HUKUK BÜROSU olarak Miras Hukuku kapsamında yer alan her nevi davada hukuki hizmet vermekteyiz. Web adresimizde yer alan iletişim yolları ile ofisimize ulaşabilirsiniz.
Miras Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur. Taraflardan birine baro tarafından adli yardım kapsamında avukat tayin edilmesi de söz konusu olabilmektedir. Ancak bu ihtimalin gerçekleşebilmesi için birtakım şartların sağlanması gerekir.
Miras Hukuku davaları için böylesi bir genelleme yapılamaz. Zira her dava için kendine has bir süreç yürür. Örneğin tereke tespit davaları kısa sürede netice verirken mal kaçırma (muvazaa) davaları daha uzun sürebilmektedir.
Miras Hukuku davalarında kural olarak vekil ile temsil zorunluluğu yoktur. Ancak tarafların bir hak kaybına uğramaması için alanında uzman avukatlar ile çalışması tavsiye olunur.
Hukuk her ne kadar toplumumuzda sözel bir alan olarak kabul edilse de esasen bir satranç oyunundan farksızdır. Her adımda hesap, matematik, tedbir, strateji ve tecrübe gerektirir. Bu nedenle sıradan bir yurttaşın vekil ile temsil edilmeksizin süreci yürütmesi imkansıza yakındır.
Mirasçılık belgesi davasına ilişkin detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Mirasın reddi davasına ilişkin detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Tenkis davasına ilişkin detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Mirastan mal kaçırma davasına ilişkin detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Mirasta denkleştirme davasına ilişkin detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Terekenin tespiti davasına ilişkin detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Mirasçılık belgesi davası, miras bırakanın ölümünün ardından hak sahiplerinin haklarını tescil etmek maksadıyla ikame edilir. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Mirasın reddi davası, murisin ölümünü müteakip mirası kabul etmeyen mirasçılar tarafından ikame edilir. Çoğu zaman terekenin pasiflerinin aktiflerinden fazla olması halinde yapılır. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Ortaklığın giderilmesi davası, bir mala birlikte malik olan ortakların bu ortaklığı sona erdirmek istemeleri sebebiyle ikame edilir. Çoğu zaman mirasçıların gittiği bir yoldur. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Tenkis davası, saklı paylı mirasçıların haklarını muhafaza etmek maksadıyla ikame edilir. Detaylı bilgi için linke tıklayınız.
Mal kaçırma davası, muvazaalı işlemlere karşı mirasçıların ve üçüncü kişilerin haklarını korumak maksadıyla ikame edilir. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Denkleştirme davası, mirasçıların terekeyi hakkaniyetli şekilde paylaşabilmeleri maksadıyla ikame edilir. Bu davada miras bırakanın sağlığında yaptığı kazandırmalar dava konusudur. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
Terekenin tespiti davası, murisin miras olarak bıraktığı malvarlığının tespit edilmesi maksadıyla ikame edilir. Detaylı bilgi için linke tıklayabilirsiniz.
+90 (543) 249 85 82
info@ercankoseoglu.av.tr
Pzt-Cmt 8.00-20.00
Aşağıda yer alan iletişim kanalları aracılığı ile bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Hizmet Bölgeleri İstanbul: Adalar, Arnavutköy, Ataşehir, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Çekmeköy, Esenler, Esenyurt, Eyüpsultan, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sarıyer, Silivri, Sultanbeyli, Sultangazi, Şile, Şişli, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu
Hizmet Bölgeleri Ankara: Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Mamak, Yenimahalle
